<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Düşünce Kahvesi</title>
	<atom:link href="http://dkyazilari.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://dkyazilari.wordpress.com</link>
	<description>KAHVE DOSTLARINDAN GELENLER ya da HER TELDEN DUSUNCELER</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Sep 2011 17:30:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='dkyazilari.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://1.gravatar.com/blavatar/761545e7c2f4739b4e003f46095eaeae?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Düşünce Kahvesi</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://dkyazilari.wordpress.com/osd.xml" title="Düşünce Kahvesi" />
	<atom:link rel='hub' href='http://dkyazilari.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Kahve Dostlarından Gelenler (IX)</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/kahve/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/kahve/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2011 20:20:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[dusunce]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararasi iliskiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/08/kahve-dostlarindan-gelenler-ix-2/</guid>
		<description><![CDATA[KURULUŞUNUN 85. YILDÖNÜMÜNDE “TALİM VE TERBİYE”NİN TÜRK EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARINDAKİ YERİ, Kemal Kocak AÇLIĞIN GÖZYAŞLARI, I.Hakki Zirh “KÜRT SORUNU VE TARİHE GEÇMEK”, Sabahattin Talu Bagimsiz Yasam Istegi, H.B. Paksoy Basari ve Basarisizlik, H.B. Paksoy YGS’de Sorun Sınav Şeklinden Çok Sınava Endeksli Eğitim Modelinden Kaynaklaniyor, Ibrahim Ortas Türk lirası’ndaki resimler, Nurullah Aydin The Diplomacy of [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=97&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="KURULUŞUNUN 85. YILDÖNÜMÜNDE “TALİM VE TERBİYE”NİN TÜRK EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARINDAKİ YERİ" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/talim/"><span style="color:#000000;">KURULUŞUNUN 85. YILDÖNÜMÜNDE “TALİM VE TERBİYE”NİN TÜRK EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARINDAKİ YERİ</span></a>, Kemal Kocak</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="AÇLIĞIN GÖZYAŞLARI" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/aclik/"><span style="color:#000000;">AÇLIĞIN GÖZYAŞLARI</span></a>, I.Hakki Zirh</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="“KÜRT SORUNU VE TARİHE GEÇMEK”" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/kurt-sorunu/"><span style="color:#000000;">“KÜRT SORUNU VE TARİHE GEÇMEK”</span></a>, Sabahattin Talu</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="Bagimsiz Yasam Istegi" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/yasam/"><span style="color:#000000;">Bagimsiz Yasam Istegi</span></a>, H.B. Paksoy</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="Basari ve Basarisizlik" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/basari/"><span style="color:#000000;">Basari ve Basarisizlik</span></a>, H.B. Paksoy</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="YGS’de Sorun Sınav Şeklinden Çok Sınava Endeksli Eğitim Modelinden Kaynaklaniyor" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/universite/"><span style="color:#000000;">YGS’de Sorun Sınav Şeklinden Çok Sınava Endeksli Eğitim Modelinden Kaynaklaniyor</span></a>, Ibrahim Ortas</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="Türk lirası’ndaki resimler" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/turk-lirasi/"><span style="color:#000000;">Türk lirası’ndaki resimler</span></a>, Nurullah Aydin</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="The Diplomacy of EU towards Western Balkans: Is it Stuck?" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/diplomacy/"><span style="color:#000000;">The Diplomacy of EU towards Western Balkans: Is it Stuck?</span></a>, Furkan Cako</strong></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color:#000000;"><strong><a title="Kahve Dostlarından Gelenler (VIII)" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/kahve-dostlarindan-gelenler-viii/"><span style="color:#000000;">Kahve Dostlarından Gelenler (VIII)</span></a></strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color:#444444;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight:800;"><br />
</span></span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/97/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=97&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/kahve/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KURULUŞUNUN 85. YILDÖNÜMÜNDE &#8220;TALİM VE TERBİYE&#8221;NİN TÜRK EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARINDAKİ YERİ</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/talim/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/talim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2011 17:55:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/kurulusunun-85-yildonumunde-talim-ve-terbiyenin-turk-egitim-ve-kultur-politikalarindaki-yeri/</guid>
		<description><![CDATA[Kemal KOÇAK, Kastamonu Universitesi Eğitim sisteminin birbirini tamamlayıcı iki önemli görevi bulunmaktadır. Birinci görev, milletin kültürünü meydana getiren sağlam ve kalıcı değerleri genç kuşaklara aktararak milletin sürekliliğini sağlamaktır. İkinci görev, toplumun yaşayışında/davranışlarında istenilen bir takım değişiklikleri gerçekleştirmek; toplumun gelişmesini, ilerlemesini ve çağdaşlaşmasını sağlamaktır. Eğitim, bu görevlerin ikisini birden yerine getirmekle yükümlüdür. Bunlardan birincisi gerçekleşmediğinde toplumda kopukluk [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=92&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>Kemal KOÇAK, Kastamonu Universitesi</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Eğitim sisteminin birbirini tamamlayıcı iki önemli görevi bulunmaktadır. Birinci görev, milletin kültürünü meydana getiren sağlam ve kalıcı değerleri genç kuşaklara aktararak milletin sürekliliğini sağlamaktır. İkinci görev, toplumun yaşayışında/davranışlarında istenilen bir takım değişiklikleri gerçekleştirmek; toplumun gelişmesini, ilerlemesini ve çağdaşlaşmasını sağlamaktır. Eğitim, bu görevlerin ikisini birden yerine getirmekle yükümlüdür. Bunlardan birincisi gerçekleşmediğinde toplumda kopukluk olur, milletin sürekliliği tehlikelerle karşılaşır. İkinci görev gerçekleşmediğinde, toplum geri kalır, çağın gelişmelerine ayak uyduramaz, varlığı tehlikeye düşer.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Kültür; bir milletin duygu, düşünce ve davranış kalıplarını, belirli dönemlerdeki bilgi, sanat ve beceri birikimlerini, kendi varlığı hakkındaki tarih şuurunu ve milletin belirginleşen objektif sosyal yapısına sahip olan sistemler bütününü, din, ahlak, dil, sanat ve edebiyat ile ekonomik ve teknolojik kurumların biçim ve içeriklerini kapsayan tarzları biçiminde anlaşılmakta/tanımlanmaktadır.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Bir milletin hissettiği duygular, ortaya koyduğu düşünceler, gösterdiği davranış ve beceriklikler, ürettiği bilgiler, somutlaştırarak anıtlaştırdığı estetik değerler (güzel-çirkin), biçimlendirdiği sosyal yapılar, uyguladığı dini (helal-haram), ahlaki (iyi-kötü), hukuki (haklı-haksız), ekonomik ve teknolojik sistemler ve tarih şuuru gibi unsurlar, o milletin zaman içinde yaşadığı sosyal gerçeklik(realite)lerdir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Kültür, tarihi bir birikimdir. Bu birikim, tarih içinde meydana gelen şartların özüne dokunamadığı iman, kanaat ve bilgiler ile davranışların bütünüdür. Tarihi birikimin sonucu maddi ve manevi kültür değerleri oluşur.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Bu değerlerin, toplumun bütün kesimlerinde bütünleştirici bir tesir göstermesi milli şuura yol açar. Milli şuur; toplumun kimliğine sahip çıkması, kendine güvenmesi, yeni mal, hizmet ve fikir üretmesi, tarih içinde devam etme arzusu ve inancıdır. </strong>(1)</p>
<p style="text-align:justify;">“Türk Milli Eğitimi”nden sorumlu yetkililer, çağdaş topluma olumlu bir tavır takınma ihtiyacı duymuşlar ve yapıcı düşüncelerle, Türk milletinin bütün fertlerini gelecekteki sosyal, kültürel ve ekonomik hayat rolleri için hazırlamak üzere eğitim-öğretim programları geliştirmişlerdir. Bilim ve teknoloji, sosyal yapı, aile ve çalışma hayatı gibi alanlarda meydana gelen değişiklikler, Türk milletinin ihtiyaçlarını ve “Türk Milli Eğitimi”nin amaçlarını etkilemektedir. Bu etkileme, eğitim sisteminde düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmaktadır. Yapılan düzenlemeler programlarla netlik kazanmaktadır. Eğitimde meydana gelen değişmelerin ve yapılan araştırmaların sonuçları, programlar aracılığı ile eğitim-öğretim kurumlarına/öğrencilere ulaştırılmaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;">Türkiye’de, millî eğitim hizmetlerini; anayasa, 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, kalkınma plân ve programları doğrultusunda yürütmek üzere Millî Eğitim Bakanlığı kurulmuştur (2).</p>
<p style="text-align:justify;">Talim ve Terbiye Kurulu, bakanın “en yakın bilimsel danışma ve karar organı”(3) olarak bakanlık merkez teşkilâtındaki yerini almıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu çalışmada, “Talim ve Terbiye’nin Türk Millî Eğitim ve Kültür Politikalarındaki Yeri”,”<em>anlayış, hükûmet programları, görevlerin yerine getirilmesi</em>” bakımından incelenip değerlendirilmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Cumhuriyetten günümüze eğitim ve kültür politikalarını, siyasî iktidarları hükûmet programları ve bu programlara göre eğitim ve kültür alanındaki uygulamalar biçimlendirmiştir. Eğitim ve kültür politikalarının uygulamalarında, iç ve dış politika etkileyici ve düzenleyici rol oynayabilmiştir. Buna göre, Cumhuriyetten günümüze eğitim ve kültür politikaları, programlara ve ders kitaplarına yansımalarının gerçekleşme durumuna göre başlıca beş (<em>Türk Tarih Tezinin Etkisinde Millileştirme Dönemi, Kültürde Hümanizma Akımının Etkili Olduğu Dönem,</em> <em>Çok Partili Hayat &#8211; Demokratikleşme Dönemi, Türk &#8211; İslâm Sentezinin Etkili Olduğu Dönem, Küreselleşme-Avrupa Birliği Müzakere Süreci)</em>dönemde/zaman sürecinde incelenebilir: Eğitim ve kültür politikalarının gerçekleşme durumu, Talim ve Terbiye’nin Millî Eğitim Bakanlığı merkez, taşra ve yurtdışı teşkilâtındaki etkisi(yeri)ni ortaya koyacaktır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> A. CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE YENİ TOPLUM DÜZENİ</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>1. Türk Tarih Tezinin Etkisinde Millileştirme Dönemi ( 1923 &#8211; 1938 )</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Cumhuriyetle başlayan Yeni Toplum Düzeni, Gökalp’in düşüncelerinin etkisinde şekillenmiştir. Gökalp, bir otokton düşünür özelliği ile Türk İnkılâbı’nın manevî babası olarak kabul görmektedir. Gökalp, Osmanlı toplumunun ortak bir din etrafında birleşen, fakat millet seviyesine henüz ulaşmamış, ümmet kimliğine sahip olduğunu ileri sürmüştür. Tek başına dinî inançlar milletleşme süreci için yeterli olamadığından; milletleşme olgusu için dil, kültür ve duyguda birlik temel hareket noktasıdır. Ümmetten millete geçiş, dilde ve duyguda birliğe ulaşmakla gerçekleşebilir. Batı, bu çizgiyi takip etmiş ve millet seviyesine yükselmiştir(4).</p>
<p style="text-align:justify;">Eğitimin amacı, millî devleti gerçekleştirmekti. Bu özelliği ile eğitim, Türk İnkılâbı’nın elinde yeni bir araç konumundadır. İdeal bir toplum için, öncelikle plânlanmış ve düzenlenmiş bir eğitim ön plânda yer almaktadır. Eğitimden iki amacı gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bunlar :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>a. Ümmetten millete geçişin plânlanması,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> b. Millî kültür ekseni etrafında milletleşme sürecinin hazırlanmasıdır. </strong></p>
<p style="text-align:justify;">Bunun için, hareket noktası olarak “ millî kültür “ kavramının ve kaynaklarının belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle, kültürün Asyatik yapısına yönelinmiş, dil ve tarih tezlerine dayalı yeni bir kimlik anlayışı ortaya konulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk İnkılâbı, dil ve tarih tezleri ile din de Gökalp’in gündeme getirdiği ladini (laicus) kavramıyla yeni bir biçime kavuşmuştur. Bu durumda, Türk İnkılâbı’nın köklere dönmek suretiyle Batılılaşma çizgisinde yürümeyi hedeflediği söylenebilir. Bu dönemde millî eğitim; dil, tarih ve din alanında yapılan düzenlemeler için taşıyıcı görevini üstlenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk toplumu, dilde, duyguda ve düşüncede köklere yönelik bir tarih şuuru kazanmak suretiyle milletleşme sürecine ulaşabilmiştir. Milletleşme, tasada ve kıvançta ortak duyguların bir yansımasıdır.</p>
<p style="text-align:justify;">Gökalp, Yeni Toplum Düzeni için İslâmlaşma, Türkleşme ve Batılılaşma tezini ileri sürmüş ve belirli bir süre etkili olmuştur. Cumhuriyet yönetimi, bir süre sonra Laikleşme, Batılılaşma ve Türkleşme sloganlarını benimseyerek Gökalp’ten ayrılmıştır(5).</p>
<p style="text-align:justify;">Atatürk döneminde, milletleşme sürecinde takip edilen millî eğitim politikası temelde bir kimlik arayışı biçiminde tezahür etmiştir. Günümüzde, kimi kişi ve grupların, resmî teori/resmî tez diye niteledikleri yargılar, aslında milletleşme olgusunun bir restorasyonu olarak kabul edilebilir. Dil ve tarih şuurunun canlanışı, milliyetçiliğin yükselişidir.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk Tarih Kurumu aracılığında, Gazi Mustafa Kemal’in çok yakın ilgisi ve bir takım Avrupalı Türkologların desteğiyle Türk Tarih Tezi ortaya atıldı. Buna göre, dünyadaki bütün medeniyetlerin temeli tabiî (doğal) sebeplerle Orta Asya’daki ana yurtlarından ayrılmak mecburiyetinde kalan Türkler tarafından taşınan Türk Medeniyetidir. Türk Tarih Tezi’yle meydana getirilmek istenen millete, tarih vasıtasıyla millî şuur aşılanmak hedeflenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Cumhuriyet dönemi hükûmet programlarında eğitim ve kültür politikaları, Atatürk’ün ve dönemindeki fikir ve Devlet adamlarının koydukları esaslara göre tespit edilmiş ve uygulanmıştır. Atatürk’ün ölümünden sonra ise, Atatürk ilkeleri esas olmasına ve Millî Eğitim Bakanlığı programlarına yansımasına rağmen, hükûmetler döneminde aynı titizlik ve cesaretle uygulama imkânı bulamamıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">Fevzi, Çakmak başkanlığında, 25 Nisan 1920’de kurulan Muvakkat İcra Encümeni’nin programı 3 Mart 1920’de açıklanmıştır. Dr. Rıza Nur’un Maarif Vekili olduğu İcra Heyeti programındaki esaslar şunlardır(6):</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Maarif işlerindeki gayemiz; çocuklarımıza verilecek terbiyeyi her manası ile dinî ve millî bir hâle koymak ve onları cidal-i hayatta muvaffak kılacak, istinadgâhlarını kendi nefislerinde bulduracak kudret-i teşebbüs ve itimad-ı nefis gibi seciyeler verecek, müstahsil bir fikir ve şuur uyandıracak bir derece-i âliyeye i’sâl eylemek, tedrisat-ı resmiyeyi, bütün mekteplerimizi en ilmî, en asrî olan esasat ile kavâin-i sıhhiye dairesinde yeniden tanzim ve programlarını ıslah etmek, mizac-ı millete ve şerâit-i coğrafiye ve iklimiyemize, ananât-ı tarihiye ve ictimaiyemize muvafık ilmî ders kitapları meydana getirmek, halk kütlesinden lügatları toplayarak dilimizin kamusunu yapmak, bizde ruhu milliyi nemalandıracak âsâr-ı tarihiye, ebediye ve ictimaiyeyi erbâbına yazdırmak, âsâr-ı atika-ı milliyeyi tescil ve muhafaza eylemek, garb ve şarkın müellefât-ı ilmiye ve fenniyesini, dilimize tercüme ettirmek, hasılı bir milletin hıfzı hayat ve mevcudiyeti için en mühim âmil olan maarif umûruna dikkat ve gayret-i mahsusa ile çalışmaktır. Bugün ise ilk işimiz mekâtibi mevcudeyi hüsn-i idare etmektir “.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Maarif Vekâletinin ilk teşkilâtı:</p>
<p style="text-align:justify;">1. Program Heyeti,</p>
<p style="text-align:justify;">2. İlk Tedrisat Müdürlüğü,</p>
<p style="text-align:justify;">3. Orta Tedrisat Müdürlüğü,</p>
<p style="text-align:justify;">4. Hars (Kültür) Müdürlüğü,</p>
<p style="text-align:justify;">5. Sicil ve İstatistik Müdürlüğü,</p>
<p style="text-align:justify;">Olmak üzere beş birimden ibarettir. Bakanlığın “danışma birimi” olan Program Heyeti, Talim ve Terbiye Kurulu’nun temeli/çekirdeğidir. 1921’de Program Heyeti, maarifçe kendilerine gönderilen eserleri inceleme hizmetlerini yürütmekle görevli “ Telif ve Tercüme Dairesi”ne dönüşmüştür.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk İstiklâl Harbi’nden sonra yıkılan ülkeyi yeni baştan kurmak için, diğer kurumlarda olduğu gibi eğitim kurumunda da Türk İnkılâbı’nın birer parçası olarak çeşitli kurumların yönetimindeki dağınıklığı ortadan kaldırmak ve öğretimi devletin gözetim ve denetiminde yapmak için, 3 Mart 1924’te 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu çıkarılmıştı. Kanunun hükümleri şöyledir:</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 1 – Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 2 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 3 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 4 – Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de aynı mektepler küşat edecektir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisatı umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaai Milliyeye merbut olan askeri rüşti ve idadilerle Sıhhiye Vekaletine merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve heyeti talimiyeleri ile beraber Maarif Vekaletine raptolunmuştur. Mezkür rüşti ve idadilerde bulunan heyeti talimiyelerin ciheti irtibatları atiyen ait olduğu Vekaletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>(Ek: 22/4/1341 – 637/1 md.) Mektebi Harbiyeden menşe teşkil eden askeri liseler bütçe ve kadrolariyle Müdafaai Milliye Vekaletine devrolunmuştur. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 6 – İşbu kanun tarihi neşrinden muteberdir. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Madde 7 – İşbu kanunun icrayı ahkamına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Tevhid-i Tedrisat Kanunu, millî eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde “ Anayasa, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile kalkınma plan ve programları”(7) ile birlikte Millî Eğitim Bakanlığının teşkilât ve görevlerine ilişkin esasların düzenlenmesinde gözetilecek çerçevelerden biridir.</p>
<p style="text-align:justify;">22 Kasım 1924 tarihinde kurulan ikinci Fethi Okyar hükûmetinde Maarif Vekili Şükrü Saraçoğlu’dur. Hükûmetin programı şöyledir (8) :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Meclis-i Alinizin yüksek karariyle tevhid-i tedrisât esaslarını kabul ederek selamet yolunu bulmuş olan Maarifimizi aynı yolda yürütmek ve Türk vatanına talim ve terbiyenin muhtaç olduğu intizam ve inzibat altında yeknesak terbiye ve tahsil ile mücehhez, hayat için hazırlanmış gençler yetiştirmek gayemiz olacaktır. Halkımızın maarife karşı gösterdiği büyük alâkayı bihakkın tatmin edebilmek üzere muallim noksanının telâfisine çalışmak ve alelumum mektep programlarıyla mektep teşkilâtının istikrarını temin için lüzumsuz tebeddülâttan ictinap etmek vazifemizdir “.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">8 Kasım 1928’de kurulan dördüncü İsmet İnönü Hükûmetinin Millî Eğitim Bakanlıklarını sırasıyla Mustafa Necati, İsmet İnönü(vekil), Vasıf Çınar ve Cemal Hüsnü Taray yapmıştır. Hükûmetin programı şöyledir (9) :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde millet mektepleri teşkilâtı yapacağız. Bu teşkilât şehir ve köy, bütün yurdu kaplayarak, vatandaşların işlerinin maişetlerinin en müsait devirlerinde ve yanlarında ya iki aylık ya da dört aylık kurslar açılacak, şehirde ve köyde mekteplere, muayyen ictima mahallerine gelmeğe vakitleri müsait olmayan vatandaşlar için seyyar muallim teşkilâtı yapılacak; devletin en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün memurları millet mektepleri teşkilâtında ihtiyaca göre çalışacaklar. Reisicumhur Hazretleri millet mektepleri teşkilâtının umumî reisliğini ve baş muallimliğini kabul buyurmuşlardır. Bu teşkilât ile bir senede vatandaşların maişet hayatındaki düzeni hiç sarsmaksızın geçkin yaşlara birkaç yüzbin nüfusu okutabileceğimizi hesap ediyoruz&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align:justify;">22 Mart 1926’da 789 sayılı “Maarif Teşkilâtına Dair Kanun”la eğitim politikasını belirlemek için, Türk dili ve diğer bilimsel sorunlarla uğraşacak “ Dil Heyeti”, eğitim-öğretim işleriyle uğraşacak “Millî Talim ve Terbiye Dairesi” olmak üzere iki danışma organı kurulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Dönemin Maarif Vekili Mustafa Necati, 9 Şubat 1926’da “Millî Talim ve Terbiye Dairesi”nin kurulması lüzumunu şöyle belirtmiştir(10):</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“Malumunuzdur ki, Maarif Vekâletinde devamlı olarak Talim ve Terbiye işlerini yapacak bir daire kurulmuş değildir. 1923 senesinden beri zaman zaman toplanan ilmî heyetlerle bu görevin yapılması düşünülmüş ise de bu mümkün olmamıştır. Her müterakki memleketin merkez teşkilâtında en önemli görevleri yapan bu ilmî heyetler hakkında özet fikir vermek için bir misal vereceğim. Bu misal Fransa’dır. Fransa’da bir eğitim yüksek meclisi vardır ki prof-gramlarda ve teşkilâtta azamî söz ve rey sahibidir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Maarif teşkilâtımızı ilmî esaslar üzerine kurmak, terbiye ve tedris sitemlerimizi memleketin ihtiyaçlarına ve muasır medeniyet şartlarına uygun olarak düzenlemek için yetkili kişilerle bizim de böyle bir teşkilât vücuda getirmemize katî ihtiyaç vardır.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Maarif Vekâleti içinde maarifin esas şartlarını, programını uzun tetkiklerle ancak böyle bir heyet hazırlayabilir. Bu heyet hakkında Heyet-i Vekilece kabul edilen ve meclise sevkedilen kanunda özel madde vardır. Bu heyete şahsım adına bir ehemmiyet-i mahsusa vermekte olduğumu söylemeyi zaid görmem. Genel eğitimimizde bizi muayyen usullerle muayyen hedefe götürecek ancak böyle kuvvetli bir teşkilâtın düşünerek, okuyarak, tetkik ederek vereceği kararlardır.”</strong></p>
<p style="text-align:justify;">789 sayılı kanun gereğince, Bakanlar kurulu kararı ile Millî Talim ve Terbiye Dairesi’nin teşkilât ve görevlerini düzenleyen bir yönetmelik kabul edilmiştir. 28 Mart 1926 gün ve 3393 sayılı yönetmeliğin 1’inci maddesinde dairenin görevleri şöyle belirtilmiştir:</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>“Madde 1- 22 Mart 1926 tarihli kanuna göre teşkil edilen Millî Talim ve Terbiye Dairesinin vazifeleri şunlardır:</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>a. Millî Eğitimle ilgili yönetmelik, tüzük ve kanun tasarılarını hazırlamak, incelemek ve mevcut yönetmelik, tüzük ve kanunlarda değişiklik yapılmasına ihtiyaç görülen husular hakkında Bakanlığa teklifte bulunmak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>b. Her derece genel ve meslek okullarının programlarını doğrudan doğruya veya uzmanlar vasıtasıyla düzenlemek ve değiştirmek,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>c. Darülfünun şubeleri da dahil olduğu hâlde, yüksek ve orta dereceli her çeşit okulların yeniden kurulması veya lağvedilmesi hususunda görüşlerini bildirmek,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>d. Okullarda kabul ve uygulanacak eğitimi ve öğretimin amaçları, sistem ve usulleri hakkında karar almak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>e. Gençleri Cumhuriyet esasına göre hazırlayacak ve okullarda Millî Terbiyeyi kuvvetlendirecek tedbirler almak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>f. Okulların derecelerini tayin ve imtihan usulleri ve mezun olma şartları hakkında karar almak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>g. Halkın terbiye ve aydınlatılması için tedbirler düşünmek,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>h. Mevcut öğretmenlerin meslekî bilgi ve güçlerini artırmak için gerekli tedbirleri almak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>i. Türk öğrencilerinin yabancı ülkelerde öğrenim meselesi ile Maarif Vekâletinin yabancı ülkelerden getireceği her çeşit uzmanlar hakkında fikrini söylemek,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>j. İlk ve orta dereceli okullarda okutulmak üzere yazılan kitapları incelettirmek ve bunlardan öğretim programına uygun ve pedagojik şartları taşıyanları kabul etmek ve onamak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>k. Bakanlık hesabına bastırılması gereken okul kitaplarını tespit etmek,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>l. Yabancı dilde yazılmış pedagojik mecmua ve kitapları takip etmek, Türkiye öğretmenlerine faydalı olanlarını aynen veya özet hâlinde yayımlamak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>m. Maarif Vekâletinin ilmî risale ve mecmualarını yayımlamak,</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>n. Bakanlık hesabına bastırılmak üzere dışardan verilip Bakanlık Makamınca kurula gönderilen ilmî eserleri doğrudan doğruya tetkik ederek veya uzmanlarına tetkik ettirerek kabul veya reddetmek.”</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">22 Haziran 1933 tarih ve 2287 sayılı “Maarif Vekâleti Merkez Teşkilâtı ve Vazifeleri Hakkında Kanun”la, bilimsel danışma organları olarak Maarif Şûrası ile Millî Talim ve Terbiye Heyeti kurulmuştur. 2287 sayılı kanunun bazı maddelerini değiştiren 9 Haziran 1937 tarih ve 3225 sayılı kanunla “Maarif Şûrası” “Millî Eğitim Şûrası”na, “Millî Talim ve Terbiye Heyeti” “Talim ve Terbiye Kurulu”na dönüştürülmüştür.</p>
<p style="text-align:justify;">1 Kasım 1937’de kurulan Celâl Bayar Hükûmetinde Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’dır. Hükûmetin programı şöyledir (11) :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Parti programımızdaki direktiflere göre, millî kültür sistemimizin inkişafına azami gayret vereceğiz.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> İlköğretim her bakımdan üzerinde en çok duracağımız ve en çok ehemmiyet vereceğimiz mevzudur.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Aile ocağından sonra millî kültür ile ilk temas ilkokullarda başlıyor. Genç vatandaşlar her şeyi benimseyen ve henüz kabiliyeti teessüs etmemiş olan taze zekâsı ile ancak en doğruyu en iyiyi ve en güzeli öğretecek bir müesseseye emanet edilebilir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> İlk tahsilde alınan fena intibaları müteakiben düzenleyebilecek âli bir tahsil sistemi henüz icad edilmemiştir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Fena bir ilk öğretim, fena bir hayata başlayış demektir. Bu genç vatandaşın karakterinin teşekkülüne mani olur ve hatta bozabilir, bunun içindir ki, ilköğretime en çok ehemmiyet vereceğiz. En kıymetli en iyi yetişmiş ve en kıymetli elemanlarımızı bu işte ve bu iş için adam yetiştirmekle kullanacağız. İyi bir ilkokul öğretmenini en yüksek bir okul öğretmeninden mahiyet itibari ile daha az mühim bir vazife almış saymıyoruz ve kendilerini hayatı ile refahları ile ve bu mühim vazifeyi başarış kabiliyetleri ile en yakından alâkadar olmakta devam edeceğiz&#8230; “</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> “&#8230; Millî kültür bakımından büyük önemi olan ve şefin ilim ve kültür sahasında en büyük abidelerinden biri hâlinde daima yükselecek bulunan tarih ve dil araştırmalarımıza ve bunlarla alâkadar işlere hususî ehemmiyet vermeğe devam edeceğiz..”</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>2. Kültürde Hümanizma Akımının Etkili Olduğu Dönem ( 1938 &#8211; 1950 )</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemde; Atatürk döneminde gerçekleştirilmesine çalışılan millî tarih ve millî kültüre dayalı Asyatik kökenli milliyetçilik ideolojisi, “ Kültürde Hümanizma “ teziyle millî köklerden koparılarak Greko-Lâtin kaynaklara dönüşmüştür. Millî kültür politikası yerine Türk Hümanizması olarak bilinen akım, millî kültür tezinin alternatifi olmuştur. Böylece, çok isabetli ve rasyonel kararlarla başlatılan milletleşme olgusu, suyu geçerken at değiştirme anlamında bir çıkışla millî köklerden koparılarak Greko-Lâtin kaynaklara yönlendirilmiştir(12).</p>
<p style="text-align:justify;">Eğitimin yön değiştirmesi denilebilecek bu sapma Türk milletini Batıya değil, Batının köklerini meydana getiren kültlere götürmüştür. 1923 &#8211; 1938 yılları arasında devam eden millî eğitim politikası, farklı bir eksene dayandırılmak suretiyle, kimliğinden soyutlanarak “ üniversalizme “ dönüştürülmüş; yeryüzünde “ tek medeniyet ve kültür vardır “ ilkesine bağlı kültür hümanizması modeli Türk eğitim sisteminin programlarını etkilemiştir. Bu programın özellikleri şöyle sıralanabilir :</p>
<p style="text-align:justify;">a. Sistemli ve sürekli bir çeviricilik,</p>
<p style="text-align:justify;">b. Bizden önce bu yollardan geçen milletlerden alınacak dersler,</p>
<p style="text-align:justify;">c. Tarihimizi bu yönde aydınlatmak.</p>
<p style="text-align:justify;">Tarih kitapları ile kültür eserlerinde Rönesans ve Reform hareketlerine daha çok yer verildiği, Lâtin -Yunan hümanizması ayrıntılı bir biçimde ele alınmış olmasına rağmen, Atatürk’le başlayan Orta Asya’ya yönelik millî kültür geleneği devreden çıkarılmıştır. Hümanist politika, tarih öğretiminde ağırlığını daha açık bir biçimde hissettirmiştir. Nitekim 15 &#8211; 21 Şubat 1943 tarihleri arasında Ankara’da toplanan İkinci Maarif Şûrasının açılış konuşmasında Maarif Vekili Hasan Ali Yücel, tarih programlarının ( muhtevanın ) yüklü oluşu sebeplerini şöyle sıralamaktadır (13) :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“&#8230; a) Türk milletinin en eski ve geniş tarihe malik olması,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> b) Garp medeniyetine olan alâkalarımız dolayısıyla garp milletleri tarihi üzerinde durmamız,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> c) Bütün tarih boyunca kurduğumuz devletlerin ve başka milletlerle olan münasebetlerimizin çokluğu,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> d) Cumhuriyet ve İnkılâp tarihimizi çocuklarımızın yetişmesi bakımından teferruatlı şekilde okutmak lüzumu&#8230; “</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemin uygulamalarına aşağıdaki çarpıcı örnekler verilebilir :</p>
<p style="text-align:justify;">9 Temmuz 1942’de kurulan birinci Şükrü Saraçoğlu Hükûmetinde Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’dir. Hükûmet programı Türklük şuuru ile başlamakta ve yapılan hamleler sıralanmaktadır (14) :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar lâakal o kadar vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan ve azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Avrupa’da faşizm çöktükten sonra, ülkemizde ırk teması üzerinde yapılan biyolojik ve morfolojik ölçmeler son bulmuştur. İkinci Dünya Savaşı içinde Başbakan Saraçoğlu’nun ifade ettiği ırk ve kan temaları, Almanların Stalingrat mağlubiyetinden sonra işitilmez olmuştur. Türk Milliyetçiliğinin temsilcilerinden Alparslan Türkeş’in de içinde bulunduğu birçok kişi “ Irkçılar ve Turancılar “ nitelemesiyle 1944’te kovuşturmaya uğramışlardır. Bu arada Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin Sovyetlerle olan ilişkileri bozulmuş, hükûmetin A.B.D.’ye yaklaşma teşebbüsleri başlamıştır. Bunun üzerine, Alparslan Türkeş ve arkadaşları Askerî Yargıtayın kararı ile hapisten çıkmışlardır. Milletleşme sürecinde, milliyetçi ideolojinin yükselmesi ve sapmalar göstermesi üzerinde, içi ve dış politika ilişkilerinin düzenleyici rolünün bulunduğunu söylemek gerekmektedir(15).</p>
<p style="text-align:justify;">Böylece, ülkemiz 1923-1950 döneminde üç önemli köklü değişiklik yaşadı. Birincisi, Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş önemli bir sosyo-kültürel sancıyla gerçekleştirilmiştir. İkincisi, ümmetten millete dönüşüm, ferdî olmaktan ziyade toplumun tarihî kimliğini etkileyen temellerin hareketlenmesini sağlamıştır. Üçüncüsü, yeni bir düzen, yeni bir kimlik aşılama süreci başlatmıştır. 1923-1950 yılları arasındaki 27 yıllık süre içinde ortaya çıkan bu üç radikal atılım istikrarlı, akılcı ve köklere yönelik bir millî eğitim politikasının uygulanmasını engellemiştir. Bu durum, 1950’ler sonrasında, millî kimliğini kazanmış bir eğitim politikası yerine, bu üçlü eğilimin yansımasına sebep olmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>3. Çok Partili Hayat &#8211; Demokratikleşme Dönemi ( 1950 &#8211; 1980 )</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönem; birinin yaptığını, öteki yıkan ve bu çelişkili kültür politikası dolayısıyla eğitim felsefesi çizgisinin belirsizlikler içine çekildiği bir dönemdir(16).</p>
<p style="text-align:justify;">“ Çok partili döneme geçiş ile birlikte, yeni iktidar Devrimleri tutan ve tutmayan devrimler olarak yargılamış, özellikle Atatürk Milliyetçiliği ve Laiklik ilkesinden verilen ödünler genişleyerek günümüze kadar gelmiştir. Bu durum, doğal olarak ders kitaplarına yansımış ve başlangıçta ırksal ve dinsel olarak ayrı ayrı görüntüler sergileyen ideolojik etkiler 1980’den sonra Türk-İslâm Sentezi adı altında uzmanlaşmış görünmektedir “(17).</p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemde, Osmanlı ve ümmet ideolojisinden ayıklanma süreci sonucunda Batıya açılma ve yalnızca Batıcılaşma süreci yanında, Kültürde Hümanizma taraftarları tek kültür ve tek medeniyet anlayışına dayanarak bir bayrak altında toplanmışlardır.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk Millî Eğitim Sisteminin oluşumunda; millî kültür politikası, Türk Hümanizması ve Batılılaşma tezine dayalı bu üç eğilim derin izler bırakarak etkili olmuştur. Yerinde bir ifadeyle nesiller “ deneme tahtası “ görevini üstlenmişlerdir. Bir nesil belirli bir süre millî kültür ortamında yetişmiş, ondan sonraki ikinci nesil Greko &#8211; Lâtin köklerin etkisinde kalmıştır. Diğer üçüncü nesil, kendilerinden önceki eğitim politikasının silik izlerini taşımakla birlikte yalnızca Batılılaşmayı bir inanç sistemi olarak benimsemiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemde yapılan uygulamaların göstergesi olarak aşağıdaki çarpıcı örnekler verilebilir:</p>
<p style="text-align:justify;">22 Mayıs 1950 ve 30 Mart 1951 tarihlerinde kurulan birinci ve ikinci Adnan Menderes hükûmetlerinin programlarında “ millî bir dava hâline getirilen maarif sisteminden ve bir vatan ideali “nden bahsedilmekte ve şöyle denilmektedir(18):</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Maddî bakımdan ne kadar ilerlemiş olursa olsun, millî, ahlâkî sarsılmaz esaslara dayanmayan, ruhunda manevî kıymetlere yer vermeyen bir cemiyetin, bugünkü karışık dünya şartları içinde kötü akibetlere sürükleneceği tabiidir. Talim ve terbiye sisteminde bu gayeyi göz önünde bulundurmayan, gençliğini millî karakterine ve an’ anelerine göre manevî ve insanî kıymetlerle techiz edemeyen bir memlekette ilmin ve teknik bilginin yayılmış olması, hür müstakil bir millet olarak yaşamanın teminatı sayılamaz. Yıllardan beri sarih bir istikâmetten ve rasyonel bir plândan mahrum olduğu için mütemadî değişikliklere, sarsıntılara uğrayan maarifimizin, milletçe katlanılan büyük maddî fedakârlıklara mütenasip bir verimlilik arz etmediği açık bir hakikattır. Hükûmetimiz, parti programımızda tespit edilmiş esaslar dairesinde, bu büyük millî davayı bir kül hâlinde ehemmiyetle ele almış bulunuyor. Tamamıyle demokratik bir ruh ile ve ilmin son neticelerine göre tespit edilecek geniş ve teferruatlı bir plân için maarif nimetini memleketin her tarafına müsavi şartlarla yaymayı temin edecek kanun tasarılarını hazırlıklarımız biter bitmez yüksek tasvibinize arz edeceğiz “.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> “ Gençliğini millî karakterine ve an’anelerine göre manevî, insanî kıymetlerle techiz edemeyen bir memlekette ilmin ve teknik bilginin yayılmış olması, hür ve müstakil bir millet olarak yaşamanın teminatı sayılamaz. Gençliğimizin vatan ideali etrafına toplanmasını hareket noktası olarak alıyoruz “.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">3 Kasım 1965 ve 31 Mart 1975 tarihlerinde kurulan birinci ve beşinci Süleyman Demirel hükûmetleri programlarında, millî eğitimde millî şuurun hâkim kılınması ve toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılması ön görülmektedir(19):</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Millî eğitim politikamızın temeli; vatandaşın bir kül hâlinde kalkınabilmesine, maddî ve manevî hayatını techiz ederek ve millî şuuru hâkim kılarak yetişmesine yardım etmektir&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> “ Eğitimin milliliğine büyük önem veriyoruz. Millî Eğitimde temel hedefimiz, milletimizin bütün fertlerini, Türk Milletinin millî, manevî, ahlâkî, insanî, sosyal ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını ve milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş büyük ve şanlı tarihimizle iftihar eden, milletimizin geleceğine güvenle bakan, her türlü taklitçilikten uzak, millî, şahsiyetini müdrik, ilim, teknik ve medeniyet yarışında insanlığa örnek olmayı hedef alan vatandaşlar olarak yetiştirmektir&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align:justify;">12 Mart 1971 Askerî Müdahelesi, devlet teşkilâtında ve bu arada Millî Eğitimde “reform” isteğini ortaya koymuştur. 1971-1973 yılları arasındaki olağanüstü dönemde, kültür işleri Millî Eğitim Bakanlığının görev alanından çıkarılmış, kurulacak yeni bir bakanlık tarafından yürütülmesi sağlanmıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">24 Haziran 1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Türk Millî Eğitimi “ sistem bütünlüğü” anlayışına göre düzenlenmiştir. Kanunda öngörülen Türk Millî Eğitiminin genel amaçları, “<em>iyi vatandaş, verimli vatandaş, meslek sahibi vatandaş</em>” nitelikleri bakımından, toplumun beklentilerine cevap veren bir anlayışı sergilemiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun uygulama aşamasında, özellikle 26 Ağustos 1976’da Talim ve Terbiye Kurulu, “<em>millî eğitimimizi millî kültürümüzün özelliklerine göre düzenlemekten sorumlu</em>” (20) olmak anlayışıyla kamuoyuna sesini duyurmuştur. Bu dönemde, öğretim programları ve ders kitaplarında “ Türk Milliyetçiliği”, “Türk Kültür ve Medeniyeti” açık bir biçimde ve ağırlıklı olarak yer almıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">1950-1980 döneminde liselerde okutulan tarih kitaplarında yer alan ünite/ konuların ağırlıkları, dönemin geçerli anlayışını örnekleyebilecek niteliktedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Tarih Lise I. Sınıf (21) ders kitabında “Türklerin Anayurdu ve Göçleri % 3.7, Ön Asya ve Mısır Uygarlıkları % 34, Yunan Uygarlığı % 23.5 ve Roma Uygarlığı % 28.1 oranında”; Tarih Lise II. Sınıf (22) ders kitabında “Avrupa Tarihi % 35.8, İslâm Tarihi % 18.7, Türk Tarihi % 42.5 oranında”; Tarih Lise I (23) ders kitabında “Adalar Denizi Medeniyeti % 15,4, Türk Tarihi ve Kültürü % 69,2 oranında” yer almıştır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>4. Türk &#8211; İslâm Sentezinin Etkili Olduğu Dönem ( 1980 &#8211; 2004)</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Sosyal değişme; sosyal yapının ve onu oluşturan sosyal ilişkiler ağının ve bu ilişkileri belirleyen sosyal kurumların değişmesi olarak tanımlanmaktadır. Sosyal yapılar, kurumlar ve ilişkiler sürekli değişmektedir. Bu değişmenin hızlı ve yavaş olduğu dönemler olduğu gibi çoğu zaman değişimin yönü de açık değildir. Değişim, özellikle devrimler ve rejim değişikliklerinin olduğu dönemlerde hız kazanmaktadır. Sosyal, ekonomik ve politik yapıdaki önemli değişiklikler ile sosyal güçlerin ve politik grupların etki ve baskılarının sonucu bir takım reformlar gerçekleşmektedir. Sosyal değişmeyi sağlayan sebepler değişiklik gösterdiği gibi bu sebeplerden bazılarının ön plâna çıkması toplumdan topluma farklılık gösterebilmektedir. Eğitim de sosyal değişmenin sebeplerinden biridir(24).</p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemde ; “ çok partili geçiş ile oluşum tohumları atılan, MC hükûmetleri döneminde semiren Türk &#8211; İslâm Sentezi, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin hazırladığı ortam sayesinde ( devletin tüm mekanizmalarında olduğu gibi ) ders kitaplarında da millî kültür raporundaki amaçlar çerçevesinde kendini gösterdi. Bozulmuş olan millî kültürü devlet eliyle onarmak ve korumak amacıyla, ideal bir yaşam biçimi olarak görülen Türk &#8211; İslâm Sentezi düşüncesi Sosyal Bilimlere ait ders kitaplarına enjekte edilerek istenilen insan tipinin yetiştirilmesi hedeflendi “(25).</p>
<p style="text-align:justify;">Ders programları ve kitaplarında muhtevanın belirlenmesi ve biçimlenmesinde en büyük etkiyi siyasî iktidarlar ve ve bu iktidarların ülkeye ve dünyaya bakış açılarının oluşturduğu söylenebilir. Burada bir tez, diğeri sentez olmak üzere iki ana etkinin söz konusu olduğu ifade edilmektedir(26):</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>1. Türk Tarih Tezi</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Cumhuriyetin ilk yılları, 1920’nin sonları ve 1930’lu yıllar boyunca, Millî Mücadelenin Batıya karşı savunmasında, Türk milletinin kültürel boyuttaki devamının göstergesi olarak ortaya konulmuştur. Türklüğün dünyaya atalığını ve önderliğini işlemiş, milletleşme sürecindeki görevini yerine getirmiştir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> 2. DPT’nin 1983 tarihli Millî Kültür Raporu ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun 1986’da kabul ettiği “ Kültür Unsurlarının ve Kültür Politikasının Tespitinde Uygulanacak Yöntem ve Sorumluluklar “ adlı raporda ifade edilen ve sistemleştirilmeye çalışılan Türk &#8211; İslâm Sentezidir.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Gelişmeler karşısında Talim ve Terbiye Kurulu, “<em>1981-1982 öğretim yılından itibaren Yüksek Okullarda okutulacak Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi dersi öğretim programları</em>”(27) ile “<em>Temel Eğitim II. Kademe Okulları Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi Dersi Programı</em>”nı(28) hazırlayarak uygulamaya koymuştur. Bu değişme, öğretim programı ve ders kitaplarında, “<em>Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi Dersi Adının Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Olarak Değiştirilmesi</em>”(29),”<em>Atatürkçülükle İlgili Konuların Öğretim Programlarına Aktarılması</em>”(30) çalışmalarını yapmak üzere Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bünyesinde “ATATÜRKÇÜLÜK ÜNİTESİ” kurulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">12 Eylül 1980 Askerî Harekâtı ile başlayan 1980-1983 yıllarını kapsayan dönemde, devlet teşkilâtında ve buna paralel olarak Millî Eğitim Bakanlığında “yeniden örgütlenme” çalışmaları başlatılmıştır. Bakanlıkça yapılan çalışmalar, 1981’de toplanan X. Millî Eğitim Şûrası’nda değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçlarına göre, sistemi daha iyi yönetebilecek şekilde merkez teşkilâtını küçültmeyi amaçlayan 27.02.1982 tarih ve 8-4334 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, 1 Mart 1982’de Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilâtı yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu düzenleme ile merkez teşkilâtı; “esas birimler”, “danışma ve denetim birimleri” ve “ yardımcı birimler” olmak üzere üç grupta toplanmıştır. Talim ve Terbiye Kurulu sıra düzende aşağı çekilirken, Teftiş Kurulu ve İstihbarat Dairesi yukarıya doğru kaydırılmıştır. Bu durum, Talim ve Terbiye Kurulunun Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtındaki rolü ve konumu üzerinde bir takım tartışmaların yapılmasına sebep olmuştur. Bu dönemde, Talim ve Terbiye Kurulu kararlarında, üye olarak Bakanlık Müsteşarının imzasının bulunduğu da görülmüştür(31).</p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemde; 1982 Anayasasının 134’üncü maddesine dayanılarak “ Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla; Atatürk’ün manevî himayesinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi’nden oluşan, kamu tüzel kişiliğine sahip Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu “ kurulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Aynı maddede “ Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir “ hükmü ön görülmüştür.</p>
<p style="text-align:justify;">Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun kuruluşu, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili ilkeleri ve organları; görev, yetki ve çalışma usulleri ile özlük işleri 2876 sayılı kanunla düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Kanunun 4’üncü maddesine göre, Yüksek Kurumun ve bağlı kuruluşlarının bütün hizmet ve faaliyetlerinde Anayasa çerçevesinde uygulanacak ilkeler şunlardır:</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>a. Millî mücadele ruhu ve bilinci içerisinde; Atatürkçü düşünceye, Atatürk ilke ve inkılâplarına, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar var olma şuuruna, kişilerin ve milletin refahına, toplumun mutluluğu inancına, millî kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma azim ve kararlılığına bağlı kalmak ve sahip olmak,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> b. Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, ortak ve bölünmez bir bütün hâlinde, millî kültür ve ülküler etrafında toplanmasını güçlendirecek doğrultuda hareket etmek,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> c. Millî dayanışma ve bütünleşmede Atatürkçü düşünce, Atatürk ilke ve inkılâplarını, kültür, dil ve tarih değerlerini, birleştirici bir güç olarak göz önünde tutmak; bu değerlere karşı girişilecek her türlü yabancı ve bölücü akımların bilimsel yoldan çürütülmesini esas almak,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> d. Kültür, dil ve tarihî değerlerimizin bilimsel yoldan ortaya çıkarılmasını, belgelenmesini, araştırılıp incelenmesini esas almak,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> e. Toplumda yaratılan bütün maddî ve manevî kültür değerlerinin; sürekli, düzenli ve kapsamlı bir şekilde birikimini ve gelecek kuşaklara aktarılmasını temel kabul etmek,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> f. Millî bütünlük ve güvenlik gereklerini, millî ahlâk değerlerini ve millî gelenekleri koruyucu ve gözetici doğrultuda hareket etmek,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> g. Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkaracak, O’nu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirecek, kuşaklar arası anlayışta ve söyleyişte birleştirici yönde hareket etmek,</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> h. Türk tarihini ve Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları, Türklerin medeniyete hizmetlerini inceler ve elde edilen sonuçları yayarken, millî tarihimizin ve millî tarih değerlerimizin birleştirici bir güç olduğunu esas almak ve Türk milletini şanlı geçmişine yaraşan tarihine sahip kılmak.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Talim ve Terbiye Kurulunca hazırlanıp kabul edilerek 1983-1984 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan “Ortaöğretim Kurumları Tarih Programı”nın “AÇIKLAMALAR” başlığı altında: “<em>Anadolu’nun fethi konusunda, bugünü yurdumuzun Bizanslılardan alınışı anlatılırken, Anadolu’da Bizans boyunduruğu altında yaşamış olan Ermenilerle bir sorunumuzun olmadığı üzerinde durulacak, son zamanlarda dış güçlerle desteklenip yabancı ülkelerde elçilik ve müşavirliklerimizde giriştikleri kanlı cinayetler karşısında Türk milletinin, belirli terör odaklarınca düşünülen siyasî oyunların tuzağına düşmeyeceği açıklanacak; Türk milletinin her zaman olduğu gibi davasındaki haklılığının kabulünü sabırla beklediği belirtilecek; yaratılmak istenen olaylar, Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde işlenen ve bu konu ile ilgili kısımların ışığı altında değerlendirilecektir.</em>”(32) Yönergesiyle, iç ve dış politikadaki gelişmeler karşısında eğitim siteminin anlayış ve tutumu ortaya konulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Aynı anlayış ve tutum, kapsamı genişletilerek; “<em>Ermeni, Yunan-Pontus ve Süryaniler ile İlgili Konuların Ortaöğretim Tarih 1, Tarih 2 ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programlarında Yer Alması</em>”(33), “<em>Ermeni Sorunu ile İlgili Konuların İlköğretim <a href="http://5.ve">5.ve</a> 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programlarında Yer Alması</em>”(34) konularının; 2002-2003 öğretim yılında ilgili öğretim programları kapsamında işlenmesi, 2003-2004 öğretim yılından itibaren ilgili ders kitaplarına yansıtılması olarak devam etmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">1983 Ortaöğretim Kurumları Tarih Programına göre hazırlanan ders kitaplarından Tarih Lise I (35) hakkında değerlendirme şöyle yapılmaktadır (36) :</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>“ Selahattin Dikmen &#8211; Kemal Koçak Tarih I Lise kitaplarında İbrahim Kafesoğlu &#8211; Altan Deliorman ve Yılmaz Öztuna’nın 1976 yılı ders kitaplarında kelimesi kelimesine aynı düşünceyi naklediyorlar. Görüldüğü gibi günümüz ders kitabı yazarlarının büyük bölümü bir inanç ekolü olarak 1976 yılı ders kitabı yazarlarını izlemekte olup aynı doğrultuda II. İdeoloji Harekâtını Lise Tarih kitaplarında başlatmış görünmektedir “.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">6 Kasım 1983 seçimleri sonucunda Türkiye’de yeniden sivil iktidar dönemi başlamıştır. Bu dönemde, devlet teşkilâtının tamamında devleti etkili kılacak bazı düzenlemeler yapılması benimsenmiştir. 13 Aralık 1983 günü bir dizi Kanun Hükmünde Kararname çıkarılarak “Bakanlıkların Kuruluş Görev ve Esasları” yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">179(37) sayılı ve daha sonra onu değiştiren 208(38) sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Millî Eğitim” ve “Gençlik ve Spor” bakanlıkları kaldırılmış, görevleri yeni kurulan Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına devredilmiştir. 179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 22 Mart 1926 tarih 789 sayılı “Maarif Teşkilâtına Dair Kanun” ile 22 Haziran 1933 tarih ve 2287 sayılı “Maarif Vekâleti Merkez Teşkilâtı ve Vazifeleri Hakkında Kanun” ile ek ve tadilleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve eki, Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez, taşra ve yurtdışı teşkilâtı ile diğer danışma kurullarını korumuştur. Ayrıca, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 56’ncı maddesindeki, “<em>Eğitim ve öğretim hizmetinin, Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Millî Eğitim Bakanlığı sorumludur</em>.” hükmüne rağmen, bakanlığın üstünde “<em>Eğitim sistemi ile eğitim ve öğretim plân ve programlarının esaslarını tespit etmek ve uygulamasını değerlendirmek; ilk ve orta dereceli geneli meslekî ve teknik okulların ve eğitim kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını incelemek ve onaylamak</em>” görevlerini yapmak üzere “Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu” kurulmuştur(39). Bu durumda, Talim ve Terbiye Kurulu kararları yedi bakanın onayından geçerek uygulamaya konulur olmuştur. Başka bir deyişle, Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanının kararları onaylaması yeterli görülmemiş, diğer altı bakanın kararlara katlım, gözetim ve denetimine ihtiyaç duyulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">3 Kasım 1989’da 385 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bakanlık tekrar teşkilât değişikliğine uğramıştır. Gençlik ve Spor hizmetleri, Millî Eğitim Bakanlığı görev alanından çıkarılmış ve ayrı bir bakanlık olarak örgütlenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Millî Eğitim Bakanlığı merkez, taşra ve yurtdışı teşkilâtı bugünkü hâlini, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile almıştır. Eğitim sisteminin bilgi girişinin düzenli ve etkili duruma getirilmesi ihtiyacının karşılanması için, Talim ve Terbiye Kurulu’nun sistemle bütünleşmesi, “ bilimsel danışma ve karar organı” olarak etkili ve açık durumu getirilmesi çalışmaları gerçekleşmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">1991’de SSCB’nin dağılmasıyla Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları bağımsızlıklarını ilân ettiler. Talim ve Terbiye Kurulu, Türk kamuoyuna Gazi Mustafa Kemal’in aşağıdaki sözlerini hatırlatmakta öncülük etti:(40)</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>&#8221; Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağı nı bugünden kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir&#8230; </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli&#8230;&#8221; </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>Mustafa Kemal ATATÜRK ( 29 Ekim 1933 )</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarına ilişkin sosyal, ekonomik ve kültürel konular; karşılıklı anlayış ve iş birliği içinde ilköğretim ve ortaöğretim kurumları sosyal bilgiler, tarih ve coğrafya programlarına ve ders kitaplarına yansıtılmıştır(41). Özellikle sosyal bilgiler, tarih ve coğrafya ders kitaplarında yer alan Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarından bazıları ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilişkilerini zedeleyen, kardeşleri “ben ve öteki” konumuna iten zorlayıcı (Yıldırım Beyazit-Timur, Yavuz Sultan Selim-Şah İsmail çekişmeleri gibi)bir takım ifadeler, ders kitaplarından çıkarılmıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">29 Ekim &#8211; 3 Kasım 1992 tarihleri arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Eğitim Bakanları Toplantısı yapıldı. Toplantıda dil ve tarih birliği üzerinde durulmuş ve bu çerçevede ortak tarih programı çalışmaları için ayrı bir toplantı yapılması kararlaştırılmıştır. Bunun üzerine, beş Türk Cumhuriyeti temsilcilerinin katılımıyla 26 Kasım &#8211; 3 Aralık 1992’de Yalova’da yapılan toplantıda, Ortak Tarih Komisyonu ilkokul, ortaokul ve lise programlarına alınması gerekli görülen muhtevayı belirlemiştir (42) .</p>
<p style="text-align:justify;">Türk Tarih Kurumunun öncülüğünde, 5-9 Eylül 1994’te Ankara’da “ Türk Dünyası Tarih Araştırmaları Kongresi “ toplanmıştır. 1992’de başlayan resmî görüşmelerin bir devamı olarak düşünülen toplantıya, Türk cumhuriyetleri ve topluluklarından 65 tarihçi katılmıştır. Kongrede, Ortak bir Türk Tarihinin nasıl yazılabileceği ya da yazılıp yazılamayacağı tartışılmıştır. Ortak bir Türk Tarihi yazılmasının tek yolunun karşılıklı tarih malzemeleri üzerinde uzun süreli çalışmaktan geçtiği, Türk kültür tarihi ile ülkelerin tek tek tarihinin ayrı ayrı çalışma alanları olduğu birçok tarihçi tarafından ortaya konmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Özbek tarihçilerin bir kısmı “ Türk “ sözüne karşı çıkmış, Azerilerin önemli bir kısmı ile Türkmen tarihçilerin bazıları, özellikle kültür tarihinde sürekliliği olan gerçekliğin Türklük olduğunu vurgulamışlardır. Ortak Türk Tarihinin yazılmasında, Kırgız tarihçiler “ Türk “ adına karşı çıkmamışlar, büyük ve orta ölçekli hedeflerin şimdilik bir yana bırakılmasını istemişler ve arkeoloji alanında Türk bilim adamlarına çağrıda bulunmuşlardır.</p>
<p style="text-align:justify;">Kalkınma plânları, hükûmet programları ve millî eğitim şûralarında öngörülen hedeflerin gerçekleştirilmesinde yapılan çalışmalar göz önüne alındığında; Talim ve Terbiye Kurulu “ bilimsel danışma ve karar organı”, gerektiğinde “ana hizmet birimi”, “ birimler arası iş birliği ve koordinasyon” olmak üzere çok yönlü ve ağır sorumluluklar yüklenmektedir. Eğitim-öğretim hizmetlerinin, ana hizmet birimlerince etkili, verimli, süratli ve objektif biçimde yerine getirilmemesi durumunda; Talim ve Terbiye Kurulu “ bilimsel danışma ve karar organı” olmaktan çıkmakta, “ana hizmet ve denetim birimi” rollerini oynamaya mecbur bırakılmakta/kalmaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><em>5. Küreselleşme-Avrupa Birliği Müzakere Süreci ( 2004-….)</em></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Talim ve Terbiye Kurulu; VIII. ve IX. Beş Yıllık Kalkınma Plânları, Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde uygulamaya konulan Acil Eylem Plânı, öte yandan Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında/paralelinde eğitim-öğretim hizmetlerinin “sistem bütünlüğü” anlayışı ile gerçekleştirilmesinde tarihî başrolünü oynamaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;">“Eğitilmiş insan gücü, bilgi ve bilim, demokrasi ve yönetim, teknoloji, küreselleşme, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş, insan kaynaklarına yapılan yatırım, hayat boyu öğrenme, uluslar arası piyasalardaki rekabet ortamına uyum, Avrupa Birliğine üyelik, Kalkınma Planları, AB’ye sunulan Ulusal Programlar, eğitimde kalitenin ve seviyenin artırılması, eğitimde kalitenin uluslar arası geçerliliği ve kabul edilebilirliği” gibi kavram, olgu, olay, kurum, kuruluş ve yapı/sistemlerdeki değişme ve yenileşmeler, öğretim programlarının yeniden düzenlenmesini gerekli kılmıştır.(43)</p>
<p style="text-align:justify;">Talim ve Terbiye Kurulu, “<strong>Tüm dünyada bireysel, toplumsal ve ekonomik alanda yaşanmakta olan değişimi ve gelişimi; ülkemizde de demografik yapıda, ailenin niteliğinde, yaşam biçimlerinde, üretim ve tüketin kalıplarında, bilimsellik anlayışında, toplumsal cinsiyet alanında, bilgi teknolojisinde, iş ilişkileri ve iş gücünün niteliğinde, yerelleşme ve küreselleşme süreçlerinde görmek mümkündür. Tüm bu değişim ve gelişimleri eğitim sitemimize ve programlarımıza yansıtmak bir zorunluluk hâline gelmiştir</strong>”(44) tespitini yapmıştır.</p>
<p style="text-align:justify;">4306 sayılı Kanun(45) uyarınca, 1997-1998 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan “Sekiz Yıllık İlköğretim” programları (İlköğretim Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Fen ve Teknoloji) geliştirilmiş ve 2004-2005 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Öğretim programlarındaki değişiklik ile 1950’li yıllardan itibaren benimsenen, 1983 ve 1984 yıllarında yeniden belirlenen “davranışçı” yaklaşım/anlayıştan “yapılandırmacı”lığa geçilmiştir. Bu yaklaşıma göre; öğrenci bilgiyi kendisi yapılandırmakta ve kendi öğrenmesini yönetmektedir. Yapılandırmacı öğretim programında değerlendirme, öğretmen ve öğrencilerle birlikte planlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerin belli yorumları yapıp yapamadığı değil yorumları ne derecede iyi biçimlendirebildiği incelenmektedir. Değerlendirme öğrenmenin sonunda yer almamakta, öğrenme süreci ile birlikte devam etmekte ve öğretimi yönlendirmektedir. (46)</p>
<p style="text-align:justify;">Davranışçılıktan yapılandırmacılığa-öğretmen merkezlilikten öğrenci merkezliliğe- dönüştürülen “Eğitim Reformu”nda lokomotif rol üstlenen Talim ve Terbiye Kurulu/Başkanlığı-bürokratik ve örgüt yapısı örtüşmesi ve çelişkisi/çekişmesi- bünyesinde çelişkileri de barındırabilmiştir:</p>
<p style="text-align:justify;">21.03.2003-08.05.2006 tarihleri arasında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yapan Prof. Dr. Ziya SELÇUK, “<strong>Kemalizm eğitimin yapı taşı olamaz” </strong>başlıklı söyleşi(47) ve 12.05.2006-21.02.2008 tarihleri arasında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yapan Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN “Cumhuriyetin ilk yıllarından beri program geliştirme alanında sağlanan gelişmeleri ve birikimleri iddialı söylemlerle gölgeleyerek gösterilen cesaret, geçiş esnasında gösterilememiştir. Yani 2004 yılındaki program geliştirme çalışmalarına başlarken yapılan temellendirme gibi daha sonra izlenen süreç de yanlış programlanmıştır. Daha önceki müfredatımızın ezberciliğe dayandığı, yeni müfredatla öğrenci merkezli eğitime geçildiği gibi yapay bir milat yaratılmıştır. Eğitim tarihini biraz bilenler öğrenci merkezli eğitime geçildiği konusundaki bu ifadeyi ciddiye almazlar”(48) ifadeleri ile yaşananları/yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duymuşlardır.</p>
<p style="text-align:justify;">Cumhuriyet tarihinde ilk defa, Talim ve Terbiye Kurulu’nca kabul edilerek uygulamaya konulan İlköğretim Hayat Bilgisi (1-3), Türkçe (1-5), Matematik (1-5), Sosyal Bilgiler (4-5), Fen ve Teknoloji (4-5) öğretim programlarının iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesi’nde dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda; İlköğretim Hayat Bilgisi (1,2,3) ve Türkçe (1,2,4,5) öğretim programları iptal edilmiştir.(49)</p>
<p style="text-align:justify;">Talim ve Terbiye Kurulu, Danıştay Sekizinci Dairesini iptal kararına dayanarak; Hayat Bilgisi (1,2,3) ve Türkçe (1,2,4,5) öğretim programlarını 18.05.2008 tarihinden itibaren uygulamadan kaldırmış, düzenlenen aynı öğretim programlarını 18.05.2009 tarihinden itibaren uygulamaya koymuştur. Böylece eğitim hizmetlerinin etkili, verimli, süratli, sürekli ve objektif ilkelere göre yürütülmesinde, görev, yetki ve sorumluluk anlayışında örneklik sergilemiştir.(50)</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>SONUÇ </strong></p>
<p style="text-align:justify;">Türk eğitim ve kültür politikalarında, iç ve dış politika ilişkilerinin düzenleyici, siyasî iktidarlar ve bu iktidarların ülkeye ve dünyaya bakış açılarının baskın ve etkili rol oynadığı, bu rolün de Talim ve Terbiye Kurulu’nun yerini belirlediği söylenebilir.</p>
<p style="text-align:justify;">Talim ve Terbiye Kurulu’nun, eğitimde değişim yükümlülüğünü üstlendiği gözlemlenmektedir. Yatay ve dikey öğrenci geçişleri/akışları, ilköğretimdeki yöneltme/yönlendirmenin tam anlamıyla anlaşılıp gerçekleştirilmemesi, ölçme-değerlendirmenin; eğitim sektöründen beslenerek varlıklarını sürdüren kişi, kurum ve kuruluşların baskı ve etkisinden kurtarılamaması gibi birçok sistem unsurlarının değişime aynı hız ve zamanda katılmaması/katılamaması gibi gelişmeler; Talim ve Terbiye Kurulu’nun “Türk Milli Eğitim Sistemi”ndeki yerini vazgeçilmez kılmaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>KAYNAKÇA:</strong></p>
<p style="text-align:justify;">AYDA, Adile, ( 1979 ). “ Sadri Maksudi’nin Hayat Hikayesi “, Sadri Maksudi Arsal, Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları, İstanbul</p>
<p style="text-align:justify;">BEHAR, Büşra Ersanlı, ( 1992 ). İktidar ve Tarih Türkiye’de “ Resmî Tarih “ Tezinin Oluşumu ( 1929 – 1937 ), Afa Yayınları, İstanbul</p>
<p style="text-align:justify;">Birinci Türk Tarih Kongresi, ( 1932 ). Kongrenin Zabıtları Konferanslar Münakaşalar, İstanbul</p>
<p style="text-align:justify;">CİCİOĞLU, Hasan, ( 1985 ). Türkiye Cumhuriyetinde İlk ve Ortaöğretim ( Tarihî Gelişimi ), AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları No : 140, Ankara</p>
<p style="text-align:justify;">Devlet Plânlama Teşkilâtı, ( 1963 ). Kalkınma Plânı Birinci Beş Yıl 1963 – 1967, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/92/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=92&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/07/talim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>AÇLIĞIN GÖZYAŞLARI</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/aclik/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/aclik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:48:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararasi iliskiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/acligin-gozyaslari/</guid>
		<description><![CDATA[İ.Hakkı Zırh Rize Kent Konseyi Başkanı Agustos 2011 Açlıktan yok olan çocuklar önce gözümüze çarpıyor. Annelerinin kucağında derilerinden kemikleri sayılan çocuklar. Uzun zamandır yemek yiyememenin verdiği açlık onları ölüme sürüklüyor. Bunca açlığın yok olmanın yanında çocukların gözleri “biz varız biz de insanız “diye bağırıyor. Somali de bu durum yeni değil. Uzun yıllar ülkedeki savaşlar ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=76&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>İ.Hakkı Zırh<br />
</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Rize Kent Konseyi Başkanı</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Agustos 2011</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Açlıktan yok olan çocuklar önce gözümüze çarpıyor. Annelerinin kucağında derilerinden kemikleri sayılan çocuklar. Uzun zamandır yemek yiyememenin verdiği açlık onları ölüme sürüklüyor. Bunca açlığın yok olmanın yanında çocukların gözleri “biz varız biz de insanız “diye bağırıyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Somali de bu durum yeni değil. Uzun yıllar ülkedeki savaşlar ve ekonomik krizler Somalilileri açlığa mahküm etmiş. Bir tarafta merkezi hükümet, karşıda El Kaide bağlantılı El Şebab örgütü. Savaş uzun yıllardır devam ederken yok olan bir ulus gözlerimizin önünde. Tabii en çok zararı gören yine çocuklar oluyor. Savaş yüzünden beslenemeyen anneler sütsüz. Çocuklar sütsüz ve aç.</p>
<p style="text-align:justify;">Sefaletin kol gezdiği ülkede geri kalmışlık her şeyiyle kendini gösteriyor. Evlerde 5-10 çocuk var. Bunca yoksulluğun yanında çocuk yapma oranı oldukça fazla. Eğitim olmayan ülkede çocuklar satılıyor. Başlık parası orda da var. Ama aileler çocuklarının kurtulması için 9 yaşında çocuklarını satabiliyorlar. Başlık parası ise biraz yiyecek veya bir hayvan olabiliyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Dünya da ise yaşam devam ediyor. Zenginliklerini daha da artırmak isteyen insanlar olaylara artık rant gözlüğüyle bakıyor. Kar varsa yatırım var mantığı en önde gidiyor. Bizde de övünç kaynağımız dünya da zengin listesine daha fazla milyarder sokmamız. Tabii sermaye olmadan bir şey olmayacağını herkes bildiğinden önce sermayeyi artıralım diyorlar.</p>
<p style="text-align:justify;">Yardım yapmamak zaten insanlık dışı bir olaydır. Ülkemizde de Somali’nin aç çocuklarına yardım kampanyası başladı. Halkımız yardımseverdir. Yardımı seve seve yapacaklardır. Hatta çocuklarının nafakasından kesip Afrika’ya göndermeyi göze alacaktır. İş adamları da yardım severdir. Ama bilmiyorum bu yardımları da vergiden düşecekler mi?</p>
<p style="text-align:justify;">Ülke insanımız yıllarca yardım etti. Bazen yardımlar yerine ulaştı. Ama ne yazık ki çoğu kez de bu yardımlar yerlerine ulaşmadı. Bosna için toplanan paralar “bize lazım olan dışarı verilmez” denilerek repoya yatırıldığını öğreniyoruz. İyi niyetle kurulan Deniz Feneri yöneticileri yargılanıyor. Almanya’daki yöneticiler tutuklandı.</p>
<p style="text-align:justify;">Afrika da açlık olağan hale gelmiş. Madenleri olan, Petrolü olan ülkeler yıllarca gelişmiş ülkeler tarafından sömürülmüş. Sömürülecek bir şey kalmayınca onlar da terk etmiş Afrika’yı. Şimdi açlık onlar için kader olmuş. Gözleri ölmemek için çare arayan bu çocuklara yardım etmek insanlık borcu olmalıdır. Dünya bu aç gözleri görmek zorundadır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/76/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/76/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=76&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/aclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;KÜRT SORUNU VE TARİHE GEÇMEK&#8221;</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/kurt-sorunu/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/kurt-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:46:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/kurt-sorunu-ve-tarihe-gecmek/</guid>
		<description><![CDATA[Sabahattin Talu Haziran 2011 Mehmet Ali Birand, POSTA Gazetesi&#8217;ndeki köşesinde, &#8220;Başbakan Erdoğan&#8217;ı asıl Kürt Sorunu tarihe geçirir&#8221; demiş. Yazının özeti şu cümlelerden oluşuyor; &#8220;Ne köprü, ne ikinci İstanbul, ne de diğer çılgın projeler, hiçbiri Erdoğan&#8217;ı tarihe geçirmez. Bütün bunlar zamanla unutulurlar. Ancak, Türkiye&#8217;nin yıllardır kanayan yarası olan Kürt Sorunu&#8217;nun çözümü, Erdoğan&#8217;ı gerçek anlamda tarihe geçirir. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=75&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong>Sabahattin Talu<br />
Haziran 2011</strong></span></p>
<p style="text-align:justify;">Mehmet Ali Birand, POSTA Gazetesi&#8217;ndeki köşesinde, &#8220;Başbakan Erdoğan&#8217;ı</p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"> asıl Kürt Sorunu tarihe geçirir&#8221; demiş.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Yazının özeti şu cümlelerden oluşuyor;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Ne köprü, ne ikinci İstanbul, ne de diğer çılgın projeler, hiçbiri</span><br />
<span style="color:#000000;"> Erdoğan&#8217;ı tarihe geçirmez. Bütün bunlar zamanla unutulurlar. Ancak,</span><br />
<span style="color:#000000;"> Türkiye&#8217;nin yıllardır kanayan yarası olan Kürt Sorunu&#8217;nun çözümü,</span><br />
<span style="color:#000000;"> Erdoğan&#8217;ı gerçek anlamda tarihe geçirir. Erdoğan&#8217;ın elinde büyük bir</span><br />
<span style="color:#000000;"> fırsat (!) var&#8221;.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Kürt sorununda kritik bir aşamaya (!) gelindi. İlk defa taşlar yerine</span><br />
<span style="color:#000000;"> oturmaya (!) başladı ve çözüm olasılığı arttı(!).</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Kürtler kendi temsilcilerini seçtiler(!), kendilerine güvenleri arttı&#8221;.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;İmralı, her tutumuyla barıştan yana olduğunu gösteriyor&#8221;.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Kandil, silahlı mücadelenin sonuna gelindiğinin farkında, onlar da</span><br />
<span style="color:#000000;"> yoruldular. Yüz akıyla (!) bu kargaşadan çıkıp, gerekirse mücadeleyi</span><br />
<span style="color:#000000;"> siyasi alanda yürütmeyi tercih ediyorlar&#8221;.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Nereden bakılırsa bakılsın, iç ve uluslar arası koşullar ile</span><br />
<span style="color:#000000;"> birlikte, Kürtlerin tutumu sorunun çözümünde son derece uygun (!).</span><br />
<span style="color:#000000;"> Yani kısaca, anahtar Başbakan Erdoğan&#8217;ın elinde. Bakalım Başbakan, bu</span><br />
<span style="color:#000000;"> fırsatı, bu anahtarı nasıl kullanacak?&#8221;.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Evet, açıklamalar bunlar, bu açıklamaların meali de şunlar;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Öncelikle belirtmek gerekir ki Birand, nasıl bir and içtiyse, son</span><br />
<span style="color:#000000;"> derece hayali, son derece pembe, son derece gerçeklere ters bir tablo</span><br />
<span style="color:#000000;"> çizmiş ve çoook çok uzaklardan postalamış POSTA&#8217;daki bu yazısını&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">En baştan başlayalım;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Kürt sorunu, kritik bir aşamaya geldi, ilk defa taşlar yerine</span><br />
<span style="color:#000000;"> oturmaya başladı ve çözüm olasılığı arttı&#8221; diyor Birand, umut dolu bir</span><br />
<span style="color:#000000;"> sevinçle.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">&#8220;Kritik aşama&#8221;dan kasıt nedir? Hangi ve nasıl bir aşamadır bu? Hangi</span><br />
<span style="color:#000000;"> taşlar, ve nasıl yerine oturmuştur? Çözüm olasılığının arttığına dair</span><br />
<span style="color:#000000;"> tespitler, gelişmeler, çalışmalar, faaliyetler, emareler nelerdir?</span><br />
<span style="color:#000000;"> Gerçekten bizler bütün bunları hiç bilemiyoruz, ama &#8220;Birand&#8217;ın mutlaka</span><br />
<span style="color:#000000;"> bir bildiği vardır&#8221; demekten de kendimizi alamıyoruz.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Gelinen bu mutlu ve son derece umutlu (!) aşamanın muhataplarını tek</span><br />
<span style="color:#000000;"> tek irdelemiş Birand.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Birand&#8217;a göre;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Son seçimde Türkiye&#8217;de yaşayan Kürtler, kendi temsilcileri olan BDP&#8217;yi</span><br />
<span style="color:#000000;"> seçmişler ve kendilerine olan güvenleri de artmış böylece. Bu durum,</span><br />
<span style="color:#000000;"> çözüme ilişkin olumlu bir gelişmeymiş! Bu açıklamayı doğru</span><br />
<span style="color:#000000;"> varsayarsak, söz konusu durum çözümü değil, daha çok çözülmeyi</span><br />
<span style="color:#000000;"> tetiklemez mi size göre, yoksa ben mi yanılıyorum! Ayrıca BDP, blok</span><br />
<span style="color:#000000;"> olarak girdiği seçimde 2.6 milyon oy aldı, ki Kürt seçmen sayısı</span><br />
<span style="color:#000000;"> yaklaşık 8 milyon civarında, oranlarsanız 1/3&#8242;üne tekabül ediyor.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Ha unutmadan; güvenleri de artmış Kürtlerin, bir anlamda güçlenmişler</span><br />
<span style="color:#000000;"> yani. Bu da çözümü kolaylaştırıyormuş, Birand öyle diyor. &#8220;Kime karşı</span><br />
<span style="color:#000000;"> güven ve güç artışı bu? Mesela Fransa&#8217;ya mı, Çin&#8217;e mi, kime?&#8221; diye</span><br />
<span style="color:#000000;"> sorası geliyor insanın.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">İmralı, yani Apo, her tutumuyla barıştan yana olduğunu gösteriyormuş!</span><br />
<span style="color:#000000;"> Mübarek, barış güvercini sanki! &#8220;İsteklerimi yerine getirmezseniz,</span><br />
<span style="color:#000000;"> ortalık kan gölüne döner&#8221; diyerek T.C.Devleti&#8217;ni tehdit eden, Osman</span><br />
<span style="color:#000000;"> Baydemir &#8220;silahın miadı doldu&#8221; dediğinde &#8220;sen kim oluyorsun&#8221; diyerek</span><br />
<span style="color:#000000;"> fırçalayan O değil sanki!</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Kandil, silahlı mücadelenin sonuna gelindiğinin farkındaymış ve</span><br />
<span style="color:#000000;"> yüzakıyla (!) bu kargaşadan çıkıp, siyasi alanda legal mücadele</span><br />
<span style="color:#000000;"> edeceklermiş! Yüzakından kasıt nedir, hangi yüzakı, neyin yüzakı bu?</span><br />
<span style="color:#000000;"> Ayrıca silahı, sonuna kadar, hedefe ulaşıncaya kadar asla</span><br />
<span style="color:#000000;"> bırakmayacaklarını açıklayan, Karayılan&#8217;ın ta kendisi değil mi!</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Görüldüğü gibi Birand&#8217;ın yazısında elle tutulur, hak verilebilir,</span><br />
<span style="color:#000000;"> makul sayılabilir tek bir satır, tek bir cümle dahi yok. O halde?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">O halde; bu yazı vasıtasıyla Birand&#8217;ın, kamuoyunu belli amaç ve</span><br />
<span style="color:#000000;"> hedefler doğrultusunda ufak ufak alıştırmaya, belli kesimleri bu</span><br />
<span style="color:#000000;"> doğrultuda yönlendirmeye ve haklı göstermeye yönelik tuhaf bir gayret</span><br />
<span style="color:#000000;"> içerisinde olduğu, ister istemez akla geliyor. Başka izahı yok bunun.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Hal böyleyse; 40 yıllık kesintisiz meslek hayatındaki konuşma,</span><br />
<span style="color:#000000;"> diksiyon, anlatma ve cümle kurumlarındaki ahenk (!), istem dışı tarzı</span><br />
<span style="color:#000000;"> ve üslubu nedeniyle Türk medya tarihine &#8220;ıııı Birand&#8221; olarak geçen ve</span><br />
<span style="color:#000000;"> bu nedenle mizaha, taklide ve espriye konu ve malzeme olan Birand&#8217;ın,</span><br />
<span style="color:#000000;"> bahsettiği tarih sürecinde, iki hecelik ve tek kelimelik son derece</span><br />
<span style="color:#000000;"> ciddi ve farklı bir sıfat ile anılacağı ve tarihte yerini alacağı</span><br />
<span style="color:#000000;"> kaçınılmaz olacaktır.</span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/75/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/75/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=75&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/kurt-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bagimsiz Yasam Istegi</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/yasam/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/yasam/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:44:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[dusunce]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/bagimsiz-yasam-istegi/</guid>
		<description><![CDATA[Hasan Bulent Paksoy Haziran 2011 Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım. Mehmet Akif Ersoy[1] Neden bagimsiz yasanmak istenir?[2] Bagimsiz yasamanin gerekleri nelerdir?[3] Toplum bireyleri, bagimsiz yasamak istemez mi? Toplum’un bagimsiz yasamasi icin, tug yoneticileri arasindan yalniz birkac kisi’ye gorev mi verilir? Kim gorev verir? Yoksa, bagimsiz yasamak, butun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=74&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>Hasan Bulent Paksoy</strong><br />
<strong>Haziran 2011</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><em>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.</em><br />
Mehmet Akif Ersoy[1]</p>
<p style="text-align:justify;">Neden bagimsiz yasanmak istenir?[2] Bagimsiz yasamanin gerekleri nelerdir?[3] Toplum bireyleri, bagimsiz yasamak istemez mi? Toplum’un bagimsiz yasamasi icin, tug yoneticileri arasindan yalniz birkac kisi’ye gorev mi verilir? Kim gorev verir? Yoksa, bagimsiz yasamak, butun toplum’un her gun goz onunde bulundurmasi gerekli bir islevmidir?</p>
<p style="text-align:justify;">Gorev ne’dir? Gorev, nasil yerine getirilir? Gorev’den kimler sorumludur? Gorev, yalniz bir ust kat’daki gorevlilerce daha alt kattaki gorevlilere mi verilir? Mustafa Kemal, Kazim Karabekir, Omer Seyfettin, Ziya Gokalp, ve daha nicelerine, kim gorev vermistir? Yoksa, durumu oz anlayislari ile kavrayip, bunun gibi pek cok kisi, kendilerine gorev mi cikarmistir? Gorev asimi ne’dir?</p>
<p style="text-align:justify;">Gorev, en yuksek ve kutsal atilimdir. Yukaridaki orneklerde deginildigi gibi, kisilerin kimligine, aldiklari degerleri korumak icin yaptiklari ile, en kestirme yol’dan anlatilir, anlasilir.[4] Genellik ile, gorev, bilincli onder’lerin atilima gecmesi ile de ozetlenebilir.</p>
<p style="text-align:justify;">Onderler, bir toplum’un, toplum olarak yasamini suredurebilmesi icin o toplumdan ortaya cikan kisilerdir, ve kendi uzerlerine aldiklari gorevler, bu dogrultuda sirtlanilan islevledir. Onderler yalniz bir konuda onder olamazlar. Atilim’in oncelikle dusuncesel olarak baslamasi gerekir. Bu dusunce gorevi de, iyi egitimli ve icinden ciktiklari toplum’un degerlerini iyi anlamis olan Dusunce Isverenlerince baslatilir. Baska bir deyis ile, onderler yalniz olamazlar. Destek bulamazlar ise, onderlik ortada kalir. Bu destek, gorus birligi ile baslar.</p>
<p style="text-align:justify;">Gorev yuklenmis kisiler, gorevlerini yapabilmek icin, once gorevlerinin kapsamini butun ayrintilari ile toplum’a anlatabilmek icin, gorevlerini kagit uzerine dokmek geregini anlarlar. Bu konular uzerine pek cok sayida kitap ve bildiri yazilmistir. Universitelerde nasil onder olunabilecegini ogreten dersler oldugu gibi, konu uzerine diploma bile alinabilir. Ancak, bu gun’e dek, bu tur egitimden gecmis olan bir kisinin, gercek onderlik yaptigi-yapabildigi gorulmemistir. Onderlik bir yerde uc’lu sacayaginin tam oturmasini gerektirir: Kisi, Olay, Kosullar. Mustafa Kemal ornegi, bu uclu sacayaginin nasil calistigini gosterir. Esdegerde bir baska uclu sacayagi da, Timur Bey’ce gerceklestirilmistir. Timur Bey, birkac at ve kilici ve seyis’I ile is’e girisip, ondorduncu yuzyilda buyuk bir Tug kurmustur.</p>
<p style="text-align:justify;">Onderler ve gorevleri toplum icinde yalniz degildir. Dogal bilimlere, daha once bilinmeyen varliklari kazandiranlar ise, yalniz oz cikarlari icin calisan kisilerdir. Dogaldir, insanligin ogrenme ve ilerleme istegini de gosterir. Ancak, bu kisilerin yaptigi onderlik, yeni buluslari ortaya cikarmak, insanliga oldugu kadar, oz toplumlarinin da yararinadir. Unutulmamasi gerekir ki, yeni bir bulus’un en kisa surede para kazanmasi gerekmez. Cunku, yeni bir dusunce ya da bir dogal bulus, diger arastirmacilari ve dusunenleri de etkileyecektir. Sonucunda, tartisma yolu ile de olsa, toplum’un cikarlarini degerlendirecek, yararli olacaktir. Iki kisa ornek verilebilir.:</p>
<p style="text-align:justify;">Gokbilimci olarak taninan Kepler (1571-1630), bir fici’nin ne kadar (kac litre) sivi tasiyabildigini olcmek icin, kollari sivadi. Yeni matematik yontemleri gelistirerek, bir denklem yaratti.[5] Bu denklemin, daha sonra, gunes duzenindeki gezegenlerin yorungelerini anlamak icin cok yararli oldugu ortaya cikti. Bu yorunge anlayisi, yirminci yuzyilin ikinci yarisindan baslayarak, ;insanligin uzay’a cikmasindaki onemli verilerden biri olarak, gunumuzde de yogunlukla kullanilmakta</p>
<p style="text-align:justify;">Ikinci Dunya Savasi sirasinda, Amerika’dan yiyecek ve muhimmat getiren gemileri batirdiklari icin, Alman denizaltilari, Ingiltere’nin yasamini cok guc durumda birakti. Bu sorun’u cozmek icin, arastirmacilar kollari sivadilar. Kisa surede, bir bocek bilimcinin gelistirdigi denklem’in bu denizaltilari bulmak icin cok yararli oldugu goruldu. O denklemi gelistiren bocek bilimci, yusufcuk boceginin kendine nasil yiyecek buldugunu anlamaya calisiyor idi. Ama, buldugu denklem, Ingiltere’nin yasamini surerek savasi kazanmasina yordam verdi. Bu olay yuzunden, yeni yapilan bir denizalti batirma ucagina “yusufcuk” adi verildi.[6]</p>
<p style="text-align:justify;">Dusunce Isverenleri,[7] hangi bilim dalindan olursa olsun, bu tur gorevleri, yetenekleri yordami ile gelistirirler ve toplum’a sunarlar. “Sakla samani, gelir zamani.” Onemli olan, bayatlamis dusunce ve yontemleri asmaktir. Bu bayat dusunce ve yontemler, uygulandiklarinda ya sonuc vermeyenlerdir, ya da istenilen sonuca varamayanlardir. Diger Dusunce Isverenlerince de, dusunceleri denetlenmek yolu ile, yeniliklerinin yok oldugu anlasilir; yeni dusunce ve yontemler gelistirilir.</p>
<p style="text-align:justify;">Yirminci yuzyil’in, aygit-tasarimcilarin sureci oldugunu tasarimcilar ileri surerler. Zincirledikleri doga kurallari ile, yasam’I degistirdikleri de bir gercektir. Yalniz su’lari duvarlar ile akmaktan alikoymadilar; dunya’nin yercekiminden kurtulup, uzay’a acilmayi da basardilar. Bu’na karsilik, en buyuk gelirleri de, toplumlari etkileme gereclerini gelistirerek aldilar. Radyo ile baslayip, dusunce okuma gereclerine kadar yontemler gelistirdiler. Bu arada, cep’te tasinabilir kucukluge indirdikleri ses aygitlari ile, insan’in uzun sureli ozgur dusunme yeteneklerini korletmeyi gerceklestirdiler. Bu aygitlar, dusunme ve algilama surec ve yeteneklerini boluk-borcuk ederek, butun goruntu’yu, ezgiler yolu ile de olsa, birarada gormeyi engeller oldu.</p>
<p style="text-align:justify;">Muhendisler bu ‘ilerlemeleri’ ne icin yaptilar? Yakindan bakildiginda, doga’nin kurallarini bulanlar, ornegin, yercekimi, titresimlerin dunya cevresinde dolasimi, gezegen yorungeleri, titresimlerin kisi dokularina olan etkileri vb gibi, genellikle tek kisi ya da cok kucuk bir topluluk ile calisanlar bulmuslardir. Ancak, bu buluslarin insan yasamini degistiren uygulamalari ise, cok buyuk destekli alis-veris kuruluslarca gelistirildi.</p>
<p style="text-align:justify;">Yeni bir dusunce bulmak ile, yeni bir bulus yapmak arasinda buyuk ayricalik yoktur. Her ikisi de ozel yetenekler ve kosullar gerektirir. Ancak, o dusunce ya da bulus’u toplum’a aktarmak da, dusunceyi ya da bulus’u yapan kisinin elinde olmadigi da gorulur. Edison bile, yuzlerce bulus yapmis olmasina karsilik, cogunlugunu toplum’a satamadi.</p>
<p style="text-align:justify;">Dolayisi ile, bir dusunceyi bulan ile o dusunceyi kullanan arasinda buyuk ayricaliklarin oldugu unutulmamali. Ek olarak, kullanicilarin, dusunceyi gelistirenlerin ongormedikleri sonuclara ulasmak icin dusunce ve buluslari carpitmaktan kacinmayacaklari da gozden kacmamali. Ornek: Radyum, bulunduktan kisa bir sure sonra, Pazar’a su icinde suruldu ve sagliga cok yararli oldugunun alti cizildi.[8] O denli ki, ABD Hava Kuvvetleri de, pilotlarin nezle olmalarini onlemek icin, Ikinci Dunya Savasi sonrasi baslayan “Soguk Savas” sirasinda burunlarina radyumlu gerecler soktu.[9] Boylelikle, bir nezle salgini ile savas yeteneginin kaybedilmesinin onune gecilmek istendi.[10] Ancak, bu islemlerin yarar’dan cok zarar verdigi, aradan gecen sure icinde ortaya cikti.[11] Radyum’u bulanlarin bu tur uygulamalari ongorup-ongormediklerini bilmek guc. Cunku onlar da radyum’un etkileri ile bu dunyadan gocmus idiler.[12] Butun bunlar ‘onderlik” midir, yoksa, ‘bagimsiz yasamak istegi’ mi? Yoksa, denetlenmemis onderlik yontemleri, ve bagimsizliga giden yolda tokezlenip dusmek girisimleri mi?</p>
<p style="text-align:justify;">Radyo kullanim ornegi ise, anlasilmasi ilk bakista daha da guc gerceklerin el’e alinmasini gerektirir. Ilk olarak, radio yayinlari ‘eglence’ olarak tanitildi. Belirli bir yer’e kadar, dogru bir tanitim idi. “Baseball” karsilasmalarina&#8212;calistiklari ve ekmek parasi kazanmak icin calismak durumunda kalanlar icin&#8212;gidemeyenler, boylelikle karsilasmayi radyo’dan dinleyebildiler. Ancak, araya girmeye baslayan uretilmis mal duyurulari ile, radyo’nun gorevi temelinden degismeye basladi.</p>
<p style="text-align:justify;">Gunumuzden ikibin yil onceki Roma’da, “gladiator” oyunlarinin buyuk bir yeri vardir.[13] Izleyiciler, Roma Imparatorunun korumasi altinda karsiliksiz olarak bu kanli oyunlari izler, insanlarin birbirlerini kesip-delip oldurmeleri icin agiz ve elbirligi ile yordam verir idi. Bu, Roma imparatorlari ile Roma toplumu arasinda yazili olmayan bir anlasmanin bir bolumudur. Roma yoneticilerinin “panem et circenses” deyimi ile ozetledikleri bu anlasmaya gore, Roma imparatoru Roma topluluguna parasiz bugday verir, bu oyunlari gene parasiz olarak duzenlerdi. Karsiliginda da Roma toplulugu Imparator’un yaptiklarina ses cikarmazdi.[14] Gunumuzde de bu tur ‘anlasma’ nin parali bir yonu islemde: “bira ve ayaktopu.” Roma gunlerinden bu yana, toplum’un karni doydugu varsayildigi icin, gunumuzde eglence ve “kafa’yi bulma” yontemlerine daha cok onem verilir oldu. Boylelikle, acik dusunce ile yonetimi sorgulama islevi aksadi.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu tur uygulamalar ile toplum’u yonetebileceklerini goren yonetici topluluklari da, gelistirdikleri ek yontemler ile Cogulcu Toplum Yonetimini carpitmakta hicbir sakinca gormediler. Ad’I icinde ve disinda “bagimsizlik” soz ve dusuncesi gecen yonetim turleri, adlarinin tersine bagimli olmaya basladi. Kimlere? Diger toplumlara mi, yoksa, para muslugunu elinde tutanlara mi? Diger toplumlari yonetimi elinde tutan ‘bas’ toplumlara bu gorev’I kim Verdi? Ya da, para muslugu nasil el’e gecirildi? Bu kavramlari aciklamak da, derinlemesine arastirma gerektigi icin, Dusunce Isverenlerinin gorevidir.[15]</p>
<p style="text-align:justify;">Yukarida ileri surulen sorulardan biri de, “Gorev Asimi Nedir.” Bir ornek ile soru’yu daha da acarak, arastirmayi surdurebiliriz. Napoleon’un yaptiklari, bir gorev midir, yoksa ‘gorev asimi’ mi? Ya Hitlerin savas’i? Stalin’in uygulamalari? Lenin’in baskaldirmasi? Burada da kimlik kokenleri sorusunun sorulmasi gerekir. Neden bu kisiler, yaptiklarini yapmislardir? Yalnizca oz hirslari nedeni ile mi, yoksa, icinden ciktiklari toplumlarin duygulari ile oynarayak, o toplum bireylerine sirin gozukmek icin mi?[16]</p>
<p style="text-align:justify;">Bir toplum, gundelik gerek gorduklerini (yiyecek, giyecek, barinma) kaybettiginde, toplumsal patlamalar yer alir. 1789 Fransiz Ihtilali bu yonde bir ornektir. Bu’na karsilik, Amerikan 1776 Baskaldirmasi ise, ilerlemek isteyen bir toplum’un, Amerikan Somurgelerini kuran Ingiltere’ye karsi idi. Cunku, Ingiltere, kurdugu bir somurgenin hic bir aci’dan Ingiltere’yi asmasini istemiyor idi.[17] Ogrenim cikarmak acisindan bir ayri dusunce’yi eklemek de yararli olabilir. Dusunceler arasi iliskiler bir savas’tir. Savasi kazanan, yasayacaktir. Kaybeden de yaralarini yalamak ile yukumludur. Ancak, savas, yalnizca iki yonlu degil, her donem, cok yonludur.[18] Carpisilan yagi, gercek de olsa, dusuncesel de, her surecte bir’den coktur.</p>
<p style="text-align:justify;">Burada, goruldugu gibi, sorun iki yon’e ayrilir: Kimlik ve egitim. Kimlik, bir toplum’un icinden cikan ezgi ve maya kirintilari icinde saklidir. Egitim ise, bu kirintilari birlestirir, butun olmalarini saglar. Ancak, bu sozunu ettigimiz butun, hic bir gun kirilmayacak sert kaliplar icinde kalmamalidir. Her surecte yenilenmelidir ki, bu maya’yi gelistirmis olan toplum, dunya uzerindeki yerini koruyabilsin. Ancak, gunumuze gelmis maya kirintilarini oldugu gibi koruyarak, yok olmalarinin onune gecerek bu koruma islemi basarilabilir. O kirintilarda ozetlenmis degerleri koruyarak, yeni yapitlarda da gecmisten gelen ogretileri yasatmayi surdurmek de gorev’dir, bagimsiz yasamak isteginin gostergesidir. Is, yalniz ‘tanim’ yapmak ile baslayamaz ya da bitemez. Dusunceleri butun yonleri ile gelistirmek, kacinilamaz. Yoksa, yagi savasi kazanacaktir.</p>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn1" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref1" target="_blank"></a>[1]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?f6e10f8892433cffaaf6aa849816b2efbcef8b8847e4d975" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?f6e10f8892433cffaaf6aa849816b2efbcef8b8847e4d975</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn2" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref2" target="_blank"></a>[2]<span style="font-family:Calibri;"> Hasan Bulent Paksoy, “Dusuncesel ve Bedensel Tutsakliklar” <strong><em>Uzaysal Yonetim Beklerken</em></strong> (Florence: European University/Carrie, 2008) </span><a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-12/UZAYSAL%20YONETIM%20BEKLERKEN_Paksoy.pdf" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-12/UZAYSAL%20YONETIM%20BEKLERKEN_Paksoy.pdf</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn3" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref3" target="_blank"></a><sup><sup>[3]</sup></sup><span style="font-family:Calibri;"> HB Paksoy, <strong><em>IDENTITIES: How Governed, Who Pays?</em></strong> (Malaga: Entelequia, 2006) Ikinci Baski.  </span><a href="http://www.eumed.net/entelequia/pdf/b002.pdf" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.eumed.net/entelequia/pdf/b002.pdf</span></a></span><br />
<span style="font-family:Calibri;color:#000000;">Turkcesi: <strong><em>ETNIK VE TOPLUMSAL KIMLIKLER NASIL OLUSUR?</em></strong><strong> </strong> Osman Karatay, Tr. (Çorum: KaraM, 2005)  ISBN:<a href="975-6467-09-6" target="_blank"><span style="color:#000000;">975-6467-09-6</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn4" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref4" target="_blank"></a>[4]<span style="font-family:Calibri;"> HB Paksoy, ”U.S. AND BOLSHEVIK RELATIONS WITH THE TBMM GOVERNMENT: THE FIRST CONTACTS, 1919-1921”  <strong><em>THE JOURNAL OF SOPHIA ASIAN STUDIES</em> No. 12 (1994). Pp. 211-251.   <em>Essays on Central Asia </em></strong>(Carrie/European University, 1999) kitabindan da okunabilir.</span></span></div>
<div><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-6/cae24.html" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-6/cae24.html</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn5" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref5" target="_blank"></a>[5]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.matematicasvisuales.com/english/html/history/kepler/doliometry.html" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.matematicasvisuales.com/english/html/history/kepler/doliometry.html</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn6" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref6" target="_blank"></a>[6]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://uscgaviationhistory.aoptero.org/history02.html" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://uscgaviationhistory.aoptero.org/history02.html</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn7" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref7" target="_blank"></a>[7]<span style="font-family:Calibri;"> Hasan Bulent Paksoy, “Dusunce Isvereni” <strong><em>Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik</em></strong> (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) </span><a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn8" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref8" target="_blank"></a>[8]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.popsci.com/scitech/article/2004-08/healthy-glow-drink-radiation" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.popsci.com/scitech/article/2004-08/healthy-glow-drink-radiation</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn9" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref9" target="_blank"></a>[9]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.farber.info/reap/" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.farber.info/reap/</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn10" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref10" target="_blank"></a>[10]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.cdc.gov/nceh/radiation/nri/bibliography.htm" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.cdc.gov/nceh/radiation/nri/bibliography.htm</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn11" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref11" target="_blank"></a>[11]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.radonseal.com/radon-facts2.htm" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.radonseal.com/radon-facts2.htm</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn12" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref12" target="_blank"></a>[12]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://nobelprize.org/nobel_prizes/physics/articles/curie/" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://nobelprize.org/nobel_prizes/physics/articles/curie/</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn13" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref13" target="_blank"></a>[13]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gladyat%C3%B6r" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://tr.wikipedia.org/wiki/Gladyat%C3%B6r</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn14" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref14" target="_blank"></a>[14]<span style="font-family:Calibri;"> </span><a href="http://www.capitolium.org/eng/imperatori/circenses.htm" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.capitolium.org/eng/imperatori/circenses.htm</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn15" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref15" target="_blank"></a>[15]<span style="font-family:Calibri;">  Hasan Bulent Paksoy “Alis Veris Kurumlarinin Yonetimi” <strong><em>Uzaysal Yonetim Beklerken</em></strong> (tam gonderme yukarida) </span><a href="http://www.usakgundem.com/yorum/156/alis-veris-kuruluslarinin-yonetimi.html" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://www.usakgundem.com/yorum/156/alis-veris-kuruluslarinin-yonetimi.html</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn16" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref16" target="_blank"></a>[16]<span style="font-family:Calibri;"> H.B. Paksoy, “<em>Toplum Olarak Varilmak Istenen Sonuc Nedir</em>?” <strong><em>Dusuncelerin Kokenleri</em></strong> (Floransa: Carrie, 2006)<br />
</span><a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-10/paksoy_dusuncelerin-kokenleri.pdf" target="_blank"><span style="font-family:'Times New Roman';color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-10/paksoy_dusuncelerin-kokenleri.pdf</span></a></span></div>
<div><span style="font-family:Calibri;color:#000000;"> </span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn17" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref17" target="_blank"></a>[17]<span style="font-family:Calibri;"> Hasan Bulent Paksoy,  “</span><span style="font-family:Calibri;">Evrim Dusuncesinin Devrimi” </span><strong><em><span style="font-family:Calibri;">Uzaysal Yonetim Beklerken.<br />
</span></em></strong></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="1306b68231f1282c_1306a745e7485741__ftn18" href="https://mail.google.com/mail/html/compose/static_files/blank_quirks.html#_ftnref18" target="_blank"></a>[18]<span style="font-family:Calibri;"> Hasan Bulent Paksoy, “Elma&#8217;nin Iki Yarisi: Yoneten ve Yonetilen Iliskileri”<strong><em>Uzaysal Yonetim Beklerken.</em></strong></span></span></div>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/74/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=74&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/yasam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Basari ve Basarisizlik</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/basari/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/basari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:43:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[dusunce]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/basari-ve-basarisizlik/</guid>
		<description><![CDATA[Hasan Bulent Paksoy Mayis 2011 Basari, olay ve sonuclarina bakan bir kisinin giydigi gozluge gore degisir. Ornegin: bir hirsiz, bir eve girip kendine gore degerli varliklari alip, yakalanmadan goturdugunde, hirsiz basarilidir. Ev sahibi ise basarisiz; cunku oz varligini koruyamamistir. Bir ulus’un varligini alip goturen baska bir ulus da basarilidir; varligini kaptiran ulus da basarisiz. Bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=73&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>Hasan Bulent Paksoy</strong><br />
<strong> Mayis 2011</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Basari, olay ve sonuclarina bakan bir kisinin giydigi gozluge gore degisir. Ornegin: bir hirsiz, bir eve girip kendine gore degerli varliklari alip, yakalanmadan goturdugunde, hirsiz basarilidir. Ev sahibi ise basarisiz; cunku oz varligini koruyamamistir. Bir ulus’un varligini alip goturen baska bir ulus da basarilidir; varligini kaptiran ulus da basarisiz. Bu varlik, daha yakindan bakildiginda, pazarda satilabilecek turden de olmayabilir. O durumda, varligini kaptiran ulus daha da buyuk capta basarisizdir. Sonucunda, dunya uzerinde yasayip-yasamayacagi da soz konusu olabilir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bir ulus’un pazarda satilamayacak varligi da, ileride buyuk oranda gelir getirebilir baska bir varliga cavrilebilir. Ornegin, bir ulus’un savlari destanlari ve deyisleri de, o ulusun varligini koruyabilir; o ulus’un dunya uzerinden kalkmasini onleyebilir. Rus imparatorlugu <strong><em>Igor destani</em></strong> ile bu tur bir varligin nasil kullanilabilecegini gostermistir. Daha once de, <strong><em>Beowulf, Chanson de Roland</em></strong> gibi destanlarin, Avrupali toplumlar uzerinde yarattigi kimlikler gozden cikarilmamalidir . Ikinci Dunya Savasi sirasinda da, Turk Destanlarini yayinlayarak, Sovyetler kendi amaclari ve Sovyetler adina carpismak icin, Orta Asyali Turklerden de asker toplamak yoluna gitmislerdir.[1]</p>
<p style="text-align:justify;">Basari, elde edildigi an’da goz’e gorunmeyebilir, el ile tutulmayabilir. Buyuk bir cogunlukla ilerde yeserecek tohum dikmek gibi bir caba’dir. Gunumuzde yesermekte olan dusunce tohumlarinin ikibin besyuz yil ya da daha once dikilmis olabilecegini unutmamak gerekir. Dolayisi ile, istesek de-istemesek de, basari, bu gun kaleciyi gecip, top’u kale’ye sokup sayi yapmak degildir.</p>
<p style="text-align:justify;">En buyuk basarilar, Dusunce Isverenlerince elde edilir. Cunku, buyuk toplumlari ileriye donuk islere calistirabilen dusuncelere uretirler. Hem de, toplum ne icin calistigini bile bilmeden ve anlayamadan. Dusunce Isverenlerinin basarilari ileride yer alacaktir. Dusunce Isverenleri belki de basarilarini yasamlarinda goremeyeceklerdir.[2]</p>
<p style="text-align:justify;">Roma Imparatorlugunun son surecinde, Roma’yi yoneten Senato iki’ye bolunmus idi. Optimates ve Populares olarak bilinen bu siyasi partiler, kendilerine oy toplamak ve karsi tarafi bastirmak icin parali asker toplayip ozel ‘ordular’ yarattilar. Bu sonucu da bir basari olarak gorduler. Bu yol’dan bu kaba guc ile oy toplayip yeniden secildiler. Ancak, kisa surede, duzeni bozduklari icin, imparatorlugun yikilmasina neden oldular. Bu neden ile, icinde yasayacaklari bir ortam kalmadigindan, basarisiz kaldilar.[3]</p>
<p style="text-align:justify;">Bir anne’nin ya da baba’nin cocuklarina ogrettikleri de, cocugun ilerideki basarisini gormek icindir. Bu ogretiler ile cocuk ya ulus’una yararli olacaktir, ya da zarar. Bu cocuklarin basarilarinin toplami, tug’un ve ulusun basarisi olacaktir.</p>
<p style="text-align:justify;">Basari, yalniz bir kisinin bir ayda-yilda kazandigi para ile olculemez. Gorevini tam anlami ile yapmis olmanin getirdigi bir ic acikligi vardir. Bu tad’i her kisi almaz. Alabilmek icin, gorevi yapmayi bilmek gerekir. Yalniz emir almak ile degil. Bu tad’I alabilmek, bir ezgi soyleyicinin bir gecelik ya da bir aylik basarisindan cok degisiktir.</p>
<p style="text-align:justify;">“Dahili ve harici bedhahlarin olacaktir” deyisi geregince, bir Dusunce Isvereni’ne karsi gelecekler her surecte olmustur. Dusuncelerin acikca denetlenmesi gerekir. Bu denetleme, karsi gorusler ileri surerek gerceklesebilecegi gibi, acik tartismayi toplum onunde dondurmak yolu ile de yapmak isteyenler vardir, var olacaktir. Bu karsi gelenler’in, iki nedeni vardir:</p>
<p style="text-align:justify;">1. Kiskanclik. “Neden ben bunu dusunmedim” durtusu. Ya da, “bu gorus, benim gorusumu alt etti” korkusu.</p>
<p style="text-align:justify;">2. Karsi gelen, parali olarak, kendine verilen gorevleri yerine getirmektedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu karsi geliciler, ozel kisilikler olabilecegi gibi, kurumsal kimlikler de olabilirler. Bu kurumsal kimlikler, bir tug’un dunya uzerindeki varligini surdurmek icin calisiyor olabilecekleri gibi, bir ulus’u ortadan kaldirmak icin de calisiyor olabilirler. Bu durumda, bir kimlikler savasinin var olmasi kacinilmaz. Kimlik savasinin basarili olarak kazanilmasi da, toplum’un istegine baglidir.[4]<br />
“Uckuruna sahip ol,” bir Turk deyimidir. Bir baska atasozu de gerisini getirir: “Altin, ates ile denenir; Kadin, altin ile; erkek ise, kadin ile.” Tarih boyunca, bu deyislerin dogrulugu pek cok alanda ortaya konulmustur. Dolayisi ile, basari, uckuruna sahib olanindir.</p>
<p style="text-align:justify;">Sovyetler, kendilerini is basina getirdikleri gun’den baslayarak, her surecte, kendilerinin basarili oldugunu ileri surduler. Bu ongordukleri ‘basarilari’ 1991 de son’a erdi. Unutulmamasi gerekir ki, Rus’lar bu ‘kendini yenileme’ islerini daha once, 1926 da, 1800 lerde, 1700 lerde de el’e almislar idi. Ancak, bu’kendilerini yenilemek’ islerini, bu tur isleri dusunmeye basladiklarindan bu yana, duzenli ve yapici olarak surduremedikleri gorulur. Yaklasimlari, belgelere bakildiginda, ilerici olmak yerine, karsi gelicidir ve tepkicidir.</p>
<p style="text-align:justify;">Nazi Almanyasi, basari olarak, Bin Yillik tug bagladiklarini her gun soylulyorlar idi. Bu ileri surduklerini de baslattiklari savas ile de pekistirmek istediler. Bu arada, ‘kalitim’ yolu ile dunyaya sarisin-mavi gozlu bebekler de getirdiler. Babalari <em>Schutz</em>-<em>Staffel</em> uyesi, annelerinin ise sarisin ve mavi gozlu oldugunun disinda birsey bilinmeyen onbinlerce <em>Lebensborn</em>[5] bebek, dogduklari an’da yalnizca Nazi Almanyasinin mali oldular. Nazi’ler, bu yoldan ‘basari’ larini surdurmeyi dusunduler. Bu cercevede Polonya’dan calinan sarisin mavi gozlu ikiyuz bin bebek, bu gun oz gecmislerini aramakta.[6]</p>
<p style="text-align:justify;">1790-1920 yillari arasinda, yerli “kizilderilileri” Beyaz Amerikalilastirmak icin, ozel Yerli yatili Okullari acildi ve Kizilderili cocuklarin anne ve babalarindan izin alinmadan (cocuklar cogunlukla kacirilarak) egitimleri ozel olarak duzenlendi.[7] Bu yol ile, ‘Kizilderililerin’ hukumet’e karsi baskaldirmalari onlendi. Ruslarin bu surecte, Tatarlardan baslayarak Orta Asya’ya acilmalarinin, ‘Orta Asyalilar icin okullar acmalarinin’ Amerikan uygulamalarindan odunc alinip-alinmadigi ilgi cekici bir sorudur.[8] Kaldi ki, Ruslarin Orta Asya’ya 1860dan baslayarak ordulari ile girmeleri de Amerika’nin Kizilderililerin yasam alanlarina girmelerinden ogrenerek uyguladiklari bile ileri surulmustur.[9]</p>
<p style="text-align:justify;">Ispanya Kralicesi Isabella’nin Yahudileri Ispanya’dan cikarmasi[10] da, Ispanya’nin Islami Halifelige son vermesi sonucu, Ispanyol kimligini gelistirmek ve oturtmak icin idi. Genel olarak bakildiginda, Katolik Hristiyanligin basarisi olarak gorulur. Daha yakindan bakildiginda da, <strong><em>Bask</em></strong> toplumunun bu ‘birlesme’ ye sicak bakmadigi acikca anlasilir.[11] Bu da, Ispanya icinde yesermekte olan silahli bir Bask Bagimsizlik cagirisina yol acmistir. Aynen, Ingiliz Birlesik Kralligi icindeki Iskoc, Irlandali ve Galli’ler gibi.[12]</p>
<p style="text-align:justify;">Bir Gokbilimci ile Kutluk Bilimcisi arasinda, amaclari acisindan, buyuk ayricalik yoktur. Her iksi de ilerisi icin calismaktadir. Ancak, Gokbilimciler kusaklar boyu yenilikleri “bulmayi” ogrenmeyi surdureceklerdir. Kutluk Bilimciler ise gorulebilecek-izlenebilecek butun yonetim yontemlerini bir dizin olarak gorebilirler. Ancak, uygulama uzerine durmalari gerekir.</p>
<p style="text-align:justify;">Dolayisi ile, basari ve basarisizlik olcumleri degisik olmak gerekir. Gokbilimci uzay’I ogrenmeyi surdurur iken, Kutluk Bilimcinin gorevi, gecmis yonetim deneylerinin unutulmamasi ve Toplumlarin onurlu olarak ileriye donuk yasamalarina isik tutmaktir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu iki gorev’in celiskileri gozden kacmaz. Gokbilimci yeni gezegenler, karadekiler, karanlik parcaciklarini bulmak icin ugrasir iken, ara-sira aradigini bulabilir. Kutluk Bilimci ise, yeni bir yonetim yontemini kuramsal olarak bile olsa, bulamayacaktir. Yapmasi gereken, yonetimcilerin eski yanlislari yinemelerini onlemektir. Bu, her gun yapilmasi gerekli bir denetimdir.</p>
<p style="text-align:justify;">Saplantili kisiler, her surecte var olmustur. Saplantilar, inanc kokenli oldugu gibi, yalnizca cikar kokenli de olabilir. Ancak, toplum’a verebilecekleri ve verdikleri zarar acisindan, ikisi arasinda bir ayricalik yoktur.</p>
<p style="text-align:justify;">Inanc saplantisi, bir kitap ya da kisinin ardindan, esnemeden ve katilik ile gitmektir. O kisi ya da kitaba tapinmaktir. Eger inanc saplantili kisi bir tug’un ya da kurum’un basinda ise, Toplum’a kendi goruslerini yaptirmak icin baski da yapabilir. Bu da buyuk sorumluluga yol acar.</p>
<p style="text-align:justify;">Cikar kokenli saplantilar ise, denetlemeler yolu ile daha kolay onlenebilir. Her iki saplanti da, Toplum’un egitim duzeninin yukseltilmesi ile onlenebilir. Onlenmelidir.</p>
<p style="text-align:justify;">Toplum’un egitilmesi iki basamaklidir. Birinci basamak, okul egitimidir. Bu egitimde ne gibi yontemler, konular, bilimler ogretilecegi, Kutluk Bilimcilerin yardimi ile belirlenir ise, Toplum’un ileride basina gelebilecekleri onlemek guc olmayabilir. Bu egitim cizelgesinin bir butun olabilmesi icin, Toplum’un isteklerinin ve gereklerinin de gozden kacirilmamasi gerekir. Dolayisi ile, Toplum da Kutluk Bilimcileri denetlemelidir.</p>
<p style="text-align:justify;">Toplum egitiminin ikinci basamagi da, surekli toplu egitimdir. Bu, her turlu kotuluklere karsi bir asilama yontemi olarak da gorulebilir.[13]</p>
<p style="text-align:justify;">Carpi dizinini-cizelgesini bellege yerlestirmek bir egitim basamagidir. Ileride ogrenilecek daha karmasik islemlerin yuruyebilmesi icin kacinilmazdir. Bunun gibi, egitimi veren Tug’un ilkeleri de, egitimin ilk basamagidir. Eger, Tug, tek kisice yonetiliyor ise, o kisi’ye sorgusuz bagliligi ogretmek de egitim duzeninin gorevidir. Bu ornek, Tug’un ne gibi yonetimlere bagli olduguna gore cogaltilabilir. Tek bir kitabin icerigine de bagli olabilir, Cogulculuga da. Ancak, bu egitim’in de tek basina basarili olabilecegi anlamina gelmez.</p>
<p style="text-align:justify;">Yakin surecte Sovyetlerin durumu bir ornek olarak gosterilebilir. Her ne kadar Sovyetler egitim duzeninde Tanrisizlik ve Allahsizlik ogretildi ise de, Toplum inanclarini, gizli olarak surdurebildi. Bu durumu goren Batililar ise “Inanc Ozgurlugu” uzerinde durdu, Sovyetler ile olan iliskilerinin bir diregi yapti.</p>
<p style="text-align:justify;">Burada da belirtmek gerekir ki, Sovyet duzeninin ‘yikilmasi’ sonrasi, Rus Birligi icinde yer alan Toplumlar gene Sovyet surecini andiron bir yonetim icindedir. Bu sonuclar icinde, basari ve basarisizlik aranabildigi gibi, bulunabilir de.</p>
<p style="text-align:justify;">Dogu ile Bati arasinda, uygulama acisindan buyuk degisiklikler vardir.[14] Dogu’daki Tuglar, belki de Batidakilerden daha uzun suredir Toplum olarak yasadiklari icin, kisisel ozgurlukler acisindan daha ‘hosgorulu’ olabilirler. En onemli gordukleri gereklerinin (yiyecek, giyecek, barinacak) eksiksiz karsilanmasidir. Bagimsiz yasamak, ancak bu gerekler karsilanmadiginda ya da engellendiginde basgosterebilen bir istektir. “Kendini Bulmak” ise, hicbirgun kovaanmasi birakilmayan bir dus’tur. Cunku, Dogu’da parasalcilik en onemli dusuncesel varliktir. Bu veriler ve Toplumsal istekler, egitim yolu ile ekilip yesermemistir. Ve bu verilere karsi cikan yonetimler de ayakta kalamamistir. Ancak, toplumsal cikarlari, Tug’un yeryuzundeki yeri ve konumu ile bagdastirabilen yonetim ya da yoneticiler basari kazanir. Toplumun destegini alamayanin durumunun ne oldugu her gun goz onundedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu, belirli yerde bir kimlik sorunudur. Basari ve Basarisizlik, Kimligin nasil yonetildigine baglidir. Kimlikleri sulandirmak yolu ile degistirme ugraslari, cok eskiden bu yana bilinir. Bu kimlik degistirme ugraslarinin basarisi ya da basarisizligi, Toplumu yonetenlerin Kutluk Bilimi uzerindeki bilgilerine baglidir[15].</p>
<p style="text-align:justify;">Cok uluslu toplumlarin uzun sure yasayamadigi, Kutluk Bilim bilenlerce kolaylikla gosterilebilir. Her ulus, kendi ozerkligini ister. Bu ‘uzun sure’ nin kac yil olacagi da, Toplum’un bilgi duzeyinin yuksekligine baglidir. Bilinmesi gerekir ki, bu bilgi duzeyi sonsuz’a kadar alcak duzeyde tutulamaz. Her toplum’un icende bulunan ‘cilgin’ lar, eninde-sonunda bilgi’yi ortaya doker.</p>
<p style="text-align:justify;">Ilerisi icin dusunulmesi gerekli konular bu noktada el’e alinmalidir. “Yeni El’e Gecirilmis” Toplumlar, once yiyecekleri ellerinden alinarak, El’e gecirenin isteklerini yapmaya yoneltilirler. Yapmayanlar, ac birakilarak oldurulurler. Bu cozum yolu, uzun surecte elverisli degildir. Cunku, Yonetici, bu tur tutsaklar almadan, kimleri yonetecektir?</p>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn1" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref1" target="_blank"></a>[1] HB Paksoy, <strong><em>Alpamysh: Central Asian Identity underRussian Rule</em></strong> (Hartford: AACAR, 1989)</span><br />
<span style="color:#000000;"><a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-1" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://<em>vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-1</em></span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn2" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref2" target="_blank"></a>[2] HB Paksoy, “Dusunce Isvereni”  <strong><em>Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik</em></strong> (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)</span><br />
<span style="color:#000000;"><a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn3" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref3" target="_blank"></a>[3] HB Paksoy “Dunya Degistiren mi, Deger Yargisinda Bulunan mi?”  <strong><em>Uzaysal Yonetim Beklerken</em></strong> (Florence: European University/Carrie, 2008)</span></div>
<div><span style="color:#000000;"> <a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-12/UZAYSAL%20YONETIM%20BEKLERKEN_Paksoy.pdf" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-12/UZAYSAL%20YONETIM%20BEKLERKEN_Paksoy.pdf</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn4" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref4" target="_blank"></a>[4] HB Paksoy, <strong><em>IDENTITIES: How Governed, Who Pays? </em></strong>2<sup>nd</sup> Ed. (Malaga: Entelequia, 2006) <a href="http://www.eumed.net/entelequia/pdf/b002.pdf" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://www.eumed.net/entelequia/pdf/b002.pdf</span></a></span></div>
<div><span style="color:#000000;"> <a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn5" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref5" target="_blank"></a>[5] <a href="http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/Holocaust/Lebensborn.html" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/Holocaust/Lebensborn.html</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn6" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref6" target="_blank"></a>[6] <a href="http://histclo.com/essay/war/ww2/leb/leb-occpol.html" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://histclo.com/essay/war/ww2/leb/leb-occpol.html</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn7" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref7" target="_blank"></a>[7] <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Americanization_of_Native_Americans" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://en.wikipedia.org/wiki/Americanization_of_Native_Americans</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn8" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref8" target="_blank"></a>[8] HB Paksoy, “Turkbilimci Abubekir Ahmedcan Divay” <strong><em>Turk tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik</em></strong> (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)  <a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk10.html" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk10.html</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn9" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref9" target="_blank"></a>[9] HB Paksoy, “Evrim Dusuncesinin Devrimi” <strong><em>Uzaysal Yonetim Beklerken</em></strong> (Florence: Carrie/European University, 2008) <a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-12/UZAYSAL%20YONETIM%20BEKLERKEN_Paksoy.pdf" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-12/UZAYSAL%20YONETIM%20BEKLERKEN_Paksoy.pdf</span></a></span></div>
<div><span style="color:#000000;"> <a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn10" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref10" target="_blank"></a>[10] <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Isabella_I_of_Castile" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://en.wikipedia.org/wiki/Isabella_I_of_Castile</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn11" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref11" target="_blank"></a>[11] <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/History_of_the_Basque_people" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://en.wikipedia.org/wiki/History_of_the_Basque_people</span></a></span></div>
</div>
<div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn12" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref12" target="_blank"></a>[12] <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Scottish_independence" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://en.wikipedia.org/wiki/Scottish_independence</span></a></span></div>
<div><span style="color:#000000;"> <a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn13" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref13" target="_blank"></a>[13] HB Paksoy, “Dusunce Isvereni”   <a href="http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html</span></a></span></div>
</div>
<div><span style="color:#000000;"><a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn14" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref14" target="_blank"></a>[14] HB Paksoy, (Ignore Pseudonym) “Dogu ve Bati” <a href="http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=12948.0" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=12948.0</span></a></span></div>
<div><span style="color:#000000;"> <a title="" name="130381cb47663c0d_13037b8734ad50f9__ftn15" href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=bsp&amp;ver=ohhl4rw8mbn4#13037b8734ad50f9__ftnref15" target="_blank"></a>[15] HB Paksoy, <strong><em>IDENTITIES: How Governed, Who Pays?</em></strong> (Malaga: Entelequia, 2006)  Ikinci Baski.  <a href="http://www.eumed.net/entelequia/pdf/b002.pdf" target="_blank"><span style="color:#000000;">http://www.eumed.net/entelequia/pdf/b002.pdf</span></a></span><br />
<span style="color:#000000;">Turkcesi: <strong><em>ETNIK VE TOPLUMSAL KIMLIKLER NASIL OLUSUR?</em></strong><strong> </strong> Osman Karatay, Tr. (Çorum: KaraM, 2005)  ISBN:<a href="975-6467-09-6" target="_blank"><span style="color:#000000;">975-6467-09-6</span></a></span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/73/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=73&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/basari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YGS&#8217;de Sorun Sınav Şeklinden Çok Sınava Endeksli Eğitim Modelinden Kaynaklaniyor</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/universite/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/universite/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[dusunce]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/ygsde-sorun-sinav-seklinden-cok-sinava-endeksli-egitim-modelinden-kaynaklaniyor/</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim Ortaş Çukurova Üniversitesi Nisan 2011 Yetkililerin Açıklamalarının Sınava Girenleri Tatmin Etmediği Görülüyor OSYM&#8217;de yapılan sınavın basına yansıyan kitapçığının cevap anahtarındaki matematik sorularının cevap anahtarının basit bir sıralama şifresi ile 40 sorudan 37 sorunun doğrulanması bir anda milyonlarca insanı şaşkına çevirmiştir. Her gün yeni yeni algoritmaların (şifre) var olduğunun belirlenmesi ve yetkililerin yaptıkları [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=72&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş</strong><br />
<strong>Çukurova Üniversitesi</strong><br />
<strong>Nisan 2011</strong></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><strong>Yetkililerin Açıklamalarının Sınava Girenleri Tatmin Etmediği Görülüyor</strong><br />
OSYM&#8217;de yapılan sınavın basına yansıyan kitapçığının cevap anahtarındaki matematik sorularının cevap anahtarının basit bir sıralama şifresi ile 40 sorudan 37 sorunun doğrulanması bir anda milyonlarca insanı şaşkına çevirmiştir. Her gün yeni yeni algoritmaların (şifre) var olduğunun belirlenmesi ve yetkililerin yaptıkları açıklamaların çelişki teşkil etmesi sorunu iyici karmaşıklaştırmıştır. ÖSYM yetkilileri konuya yalanlama getirseler de bu açıklamalar öğrencileri ve velileri tatmin etmemişe benziyor. Her ne kadar devlet yetkilileri &#8220;tatmin olduklarını&#8221; açıklasalar da, bizler de konuyu çetrefilli durumunu anlamaya çalışsak da, öğrencilerin tatmin olmadığı anlaşılıyor. Aldığımız yüzlerce e-posta 17-18 yaş arasındaki yüz binlerce öğrencinin bu yaşlarda haklarının yenildiği duygusuna kapılması çok üzüntü verici. Üniversite birinci sınıfındaki öğrencilerimin benim görüşümü sormasına karşı soru ile siz ne düşünüyorsunuz dediğimde gençlerin neredeyse tamamı kuşku taşıdıklarını belirttiler.</p>
<p style="text-align:justify;">Aydınlatıcı bir açıklama yapılmadığı sürece bu kuşku ileride de devam edecektir.<br />
Doğaldır ki insanlar ÖSYM&#8217;nin basına verdiği kitapçıkta gördükleri durumu dikkate almaktadırlar. ÖSYM başkanı birkaç kitap çıkarıp durumun denildiği gibi olmadığını basının önünde gösterebilseydi daha iyi olurdu.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Devlet Tarafsızlığına Olan Güven Zedelenebilir.</strong><br />
Son yıllarda sık sık devlet kurumlarının güvenilirliği değişik kurum ve şirketlerce test edilir. Bunlardan biri son zamanlara kadar ÖSYM idi diye düşünüyorum. Ne yazık ki benim de çok önemsediğim ÖSYM Kurumu, Polis Koleji sınavlarında soruların sızdırılması ve geçen yıl yapılan KPSS ve YGS-LYS sınavına kadar objektif kabul etmekteydim. Ancak yine ne yazık ki KPSS&#8217;de kopya olayının açıklığa kavuşturulamaması ve arkasında bu muğlâk sınav şifrelenmesi hepimizin kaygılarını artırmıştır. KPSS sonuçlarındaki kopya işlemini yapanlar ve bu sınavdan yarar görenler kimlerdir? Bu işlemin arkasında kimler vardı? Bu işin arkasında basit bir çıkar çetesi mi yoksa başka ideolojik güç mü var sorusu açıklığa kavuşmadığı için toplumda kuruma ve geleceğe olan güven zedelenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Ancak son birkaç sınavda soruların dışarı sızdırıldığının ifade edilmesi gençliğin devlete olan güvenini zedelemiştir. Benim 85 yaşındaki amcam halen haberleri TRT&#8217;de dinlemesine devletin verdiği haber doğrudur inancı ile izlemektedir. Hepimizin ortak sorunlarının devlet organları tarafından tam bir tarafsızlık ve objektiflik içinde yürütmesi beklenmektedir. Devletin objektifliğinin veya bir gurubun leyine taraf olduğu duygusunun yayılması telafisi mümkün olmayan sosyal sorunlar yaratacaktır. Bu bağlamda yetkililerin kamu adına görevi bu güveni sağlamaktır. Bu güveni veremezsek ileride işin içinden çıkılmaz ve çok daha büyük sorunlar yaşarız.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Yeni Bir Umudun Mutlaka Yaratılması Gerekir</strong><br />
Bizlerin öğrencilerimize çalışmayı, çalışkanlığı ve hak ederek bir yere gelme söylemlerimizin havada kalacağı anlaşılıyor. Bu bağlamda bu sınavda bir haksızlık yapıldı mı yapılmadı mı bir yana gençlerin bu duyguya kapılması sınavdan çok daha önemli bir konu.</p>
<p style="text-align:justify;">Ülkemizde ayrışımın hızla yaygınlaştığı ve kimsenin kimseyi dinlemediği bir ortamda ülkenin gençliğinin gelecekteki kaderlerini belirleyen bir sınava şaibenin düşmesi çok büyük talihsizlik yaratmıştır. Bu aşamadan sonra başta sınava giren öğrenci ve yakınlarını ikna etmek kolay olmayacaktır.</p>
<p style="text-align:justify;">ÖSYM&#8217;ye olan güven önemli ölçüde zedelenmiştir. Kuşkuculuğu ve güven ilişkisi zayıf olan toplumda kafalar iyice karışık. Türkiye gibi güven ilişkisinin son derece düşük olduğu (%6-8 çıvarında olduğu biliniyor) ülkemizde konunun muğlâk kalması nedeniyle gençliğin geleceğe sağlıklı bakması beklenemez. Çoğumuzun son yıllarda gençlikte gördüğümüz kısa sürede köşeyi dönme, hızla yükselme ve az çalışarak çok harcama tutkularının yangınlaştığı bir dönemde kişinin geleceğini belirleyecek olan bu sınavdan bir başkasının çalışmadan kendisinin önüne geçtiğini düşünmesi kişiyi iyice bencilleştirecek ve haksız kazanca teşvik edecektir. Bu durumda bugün gördüğümüzden daha kötü bir süreç yaşayabiliriz.</p>
<p style="text-align:justify;">Bundan en çok zarar gören hayatlarını okul ile dershane arasında geçiren, bir yandan zihni ve kültürel olarak zenginleşemeyen, diğer taraftan neredeyse ruh sağlığı bozulmuş gençliğin bütün hayalleri ve beklentileri zedelenmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">Maalesef sorun ülkemiz çok politize olduğu için oluşan güvensizlik psikolojisi artık kolay kolay ortadan kalkamayacak niteliktedir. Ancak umutları tüketmeden yeni modellerin önerilmesi kaçınılmaz olmuştur. Siyasetin yapması gereken en önemli görevi bu güveni yeniden yaratmak olmalıdır</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Farklı Kitapçıklar ve Farklı Şıklandırma Eşitsizlik Yaratır, Şüpheler Artar</strong></p>
<p style="text-align:justify;">ÖSYM yetkililerinin yaptığı açıklamada her aday için ayrı bir kitapçık hazırlandığı belirtiliyor. Tabii sorular aynı fakat soruların yerleri farklı olabilir. Cevap anahtarları da herhalde tesadüfen olamaz ancak bilgisayar üzerinde algoritma ile kombinasyonlar yaratılmış olabilir.</p>
<p style="text-align:justify;">Ayrıca bu şifrelenme ilişkisi nasıl fark edildi. Bir ihbara göre mi yoksa ortalıkta dolaşan dedikodular sonucu mu Artvinli öğrenciler ve Avukat konuyu açıklığa kavuşturdu. Bu konunun da dikkate alınarak toplumun aydınlatılması gerekir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Sorular Konu Bütünlüğü İçinde Sorulmalı Ve Eşitlik İlkesi Sağlanmalıdır.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Ayrıca farklı kitaplar ve şıklandırma da eğitim tekniği açısından uygun değildir. Bir öğrenciye kolay bir soruyla, diğerine zor soruyla; bir öğrenciye doğrusal akan şıklarla diğerine karışık şıklı gelmesi uygun olmadığı gibi adil de dağîldir.</p>
<p style="text-align:justify;">Eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan YGS&#8217;de şifreli kopya iddialarıyla ilgili CNN TÜRK&#8217;e verdiği mülakatta, &#8220;Sorular ünite bazında zorluk derecesine göre sıralanır, şıklar da rastgele değiştirilemez, büyüyen sırada olmalı. Bizim dönemimizde 10 tane kitapçığı bile bu kurallara uyarak zor oluştururduk&#8221; ifadesini kullandılar. Eğitim uzmanları konuyu mutlaka hatırlatmış olmaları gerekirdi.</p>
<p style="text-align:justify;">Eğer bir öğrenci zor soru ile başlıyorsa ilk karşılaşacağı psikolojik zorluk ile kolay soru ile başlayan öğrencinin sınava coşkulu başlaması arasında da farklılık yaratmış olacaktır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Sorun Hayatın Sınava Endekslenmesi</strong></p>
<p style="text-align:justify;">1974 yılından beri ilk defa kişiye yönelik sınav kitapçık anlayışı önemli ancak manipülasyona açık olması nedeniyle kaygıların artmasına neden olmuştur. Ayrıca kişiye özel kitapçıkların ortamda dolaşan söylentiler nedeniyle şüpheleri azaltmaz, aksine artırır. İstatistiksel ve olasılık hesaplaması ile kaç soru kitapçığı oluşturuldu. Bu kitapçıklardan kişiye özel olanlardan acaba belirli kişilere şifreli olanlar mı dağıtıldı gibi kuşkuların araştırılması zor ve uzmanlık isteyen bir süreç.</p>
<p style="text-align:justify;">Son otuz yıldır neredeyse tümden sınava endeksli bir yaşam biçimi oluştu. Her ailede neredeyse bir travma yaşanmaktadır. Kendi başına milyar doları aşan bir dershane sektörü, özel okullar özel dersler yanında içi boşaltılmış bir eğitim kurumu oluşmuş. Bunun sonucunda gençliğin bilgi bikrimi ve kültürel alt yapısı sağlanmamış ve tamamen sınavlara yönelik bir test tekniği tüm öğrenim sürecine yaygınlaşmış bulunuyor.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Ne yapılmalıdır?</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Bu konuda üniversitelerin üreteceği modellerin dikkate alınması gerekir. Bu konuda üniversitelerin bu konuları çalışan uzmanlarından oluşan bağımsız bir ekip zaman kaybetmeden sistemi baştan sona irdelemeli. Eksikleri ve bu sınavda sorun olup olmadığını ve varsa sorumluları belirlemeli. Geleceğe yönelik güven verilmelidir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> 2011 YGS Sınavı Yok Sayılabilir</strong><br />
Sınav Konu yargıya intikal etmiştir. Ancak yargı şu veya bu şekilde bir cevap verecektir. Bu aşamayı beklemeden oluşan kaygıyı giderecek şekilde ya sınav yok sayılmalı yada bu sınavın nihai sonuca etkisinin minimize edecek, belki okul başarısı dikkate alınacak bir başka yola başvurulabilir. Bu konuda uzamanlar daha sağlıklı fikirler üretebileceklerdir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Sınav Başarısından Çok Öğrencilerin Genel Başarısı Sorun</strong><br />
Test teknikli ve üniversite sınavını kazanmaya yönelik eğitim maalesef öğrencilerimizin kendilerini yetiştirmediği görülüyor. Çoğu öğrenciye çok basit bir soru ile genel kültürünü sorguladığınızda gençlerin yetersiz değil olaylardan ve olgulardan bihaber olduğunu göreceksiniz. Bence öğrencilerin bu durumu daha da önemlidir.</p>
<p style="text-align:justify;">Mevcut Hali İle Öğrencilerin Çoğunluğu Üniversiteyi Okuyacak Düzeyde Lise Donanımı İle Üniversiteye Gelemiyor. Sistem Yeniden Sorgulanmalıdır</p>
<p style="text-align:justify;">Bu sınavlarda kopya veya şifrelenme ile haksız bir şekilde üniversitelerin birimlerini kazansalar bile bu öğrencilerin nasıl okuyacakları ciddi soru işaretidir. Biraz da konuya bu açıdan bakmak gerekir. Bu kişiler üniversiteyi bitirse bile bu ülkeye ne tür faydası olacaktır.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu bağlamda Orta ve Lise öğretimi sınav endeksli yapıdan kurtarılıp, geleceğin yetişkin bireyleri endeksine kaydırılmalıdır. En azından liseyi bitiren bir gencin ülkesini tanıması, dünyayı tanıması, temel fizik, kimya, biyoloji yasaları yanında sanattan edebiyata kadar genel kültüre sahip olması için eğitim yeniden yapılandırılmalıdır. Amaç iyi eğitilmiş ve donanımlı bir insan yetiştirme olmalıdır. Her şeyin sınava endekslendiği bir yapıda hele olay siyasalaştığı kuşkusu da kondurulmuşsa güvensizlik daha da artacaktır. Bu son karmaşık yapı ile ortaya çıkan basit şifreleme geleceğe yönelik endişe ile kişilerin kendilerini eğitmek için çalışmak yerine sınavı kazanmak için her yolun mubah olduğu bir yapıya dönüşecektir ki bu durum ülkemiz için tehlikeli bir gelecek oluşturacaktır. Umarım gençliğimiz yinede çalışarak özgüvenle geleceğe bakar.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Üniversite İş Kapısı Olarak Görülüyor</strong><br />
Bu sınavın ülkemizde uzun zamandır çok önemsendiğinin ve bununda Yükseköğretimdeki arz ve talep arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını belirtilmiştir. İşsizliğin resmi olarak %12-13 gayrı resmi olarak % 20&#8242;ye kadar yükseldiği bir dönemde herkes geleceğini iyi bir eğitim ve ekmek kapısında aramaktadır. Çok az sayıda kişi üniversite ortamının iş kapısı değil bilim ve felsefi tartışma ortamı olarak görmektedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Tamamen sınav kazanmaya endekslenmiş bir eğitim sisteminde gençler bir adım öne geçmek isteyebilir. Bu anlayış devam ettikçe bu tür girişimler de olacaktır. Hele bir de işin içine daha geniş boyutlu suç çeteleri ve kalpazanlar girerek geniş bir kesimi öne geçirirse o zaman da sorun toplumsal huzursuzluğa kadar yayılır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Sınavdan Çok Eğitim Sistemi Sorgulanmalıdır</strong><br />
Bugün ÖSYM tarafından yapılan YGS güvenle yapılsa da Türkiye eğitimin sorunları bitmeyecektir. Asıl problem bizim eğitim sistemimiz insanı eğitmemektedir. Ülkemiz ne yazık ki geleceğin insanını eğitmediği için ileride ciddi sorunlar yaşayacağı kaçınılmazdır.</p>
<p style="text-align:justify;">Eğitim uzmanlarının batıda örneklerini gördüğümüz okulöncesinden başlayarak kişilerin yeteneklerini göre aşağıdan yukarıya doğru eğitilmek yanında yeteneklerine göre branşlaşmasının sağlanmasıdır. Şu ana kadar herkesi aynı potada tutmaya çalışmamızın bir işe yaramadığı artık gün gibi aşikâr.</p>
<p style="text-align:justify;">Okulöncesi, ilk ve ortaöğretimi mutlaka ciddi ve fonksiyonel olmalı ve kişilerin yeteneklerine göre şekillenmeli ve eğitim kalitesi sınav kaygısının önünde olmalıdır. İyi bir lise eğitimi ile yükseköğretime üniversiteyi okuyacak bilgi ve yetenekteki öğrenci gönderilmedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Yetenek sınavları daha çok önemsenmeli, yetenekliler arasından da başarılı emek vermişler seçilmelidir. Asıl sınav bu eksende yapılmalıdır.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong> Yapılması gerekenler nedir dendiği zaman,</strong><br />
1.Eğitim öğretim birliği yeniden sağlanmalı. Zorunlu eğitim 11 yıla çıkarılmalı, orta eğitmeden sona Liseye gidecek öğrenciler için orta öğretim başarı notuna bağlı belirli bir baraja uygun lise eğitimi alacak öğrenciler belirlenmelidir. Liseye gidecek öğrenciler toplam öğrencilerin % 30&#8242;undan fazla olmamalı ve Liseye giden öğrenciler Üniversite eğitimine temel olacak şekilde eğitimden geçmelidir. Diğer öğrenciler meslek liselerine yönlendirilmelidir.</p>
<p style="text-align:justify;">2.Dershaneler kaldırılmalıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde olamadığı kadar neredeyse normal okullardan çok dershanenin olduğu ülkemizde öğrencilerin her alanda yetersiz ve etkin olmayan bir eğitim ile öğrencilerin zamanı ve beyinsel zenginleşmesi elinden alınmaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;">Daha önce de önerdiğim gibi dershaneler okula dönüştürmelidir. Öğretmenler için de başarılı olanlar meslek yüksek okullarına okutman olarak alınmalı, diğerleri Milli Eğitime aktarılmalıdır. Ancak bugünkü maaş yerine öğretmenlerin yaşam standartlarına ve toplum içindeki saygınlığına uygun bir maaş verilmelidir.</p>
<p style="text-align:justify;">Böylece dershane öğretmenlerinin gönül rahatlığı ile tekrar eğitim kurumlarına geçmesi sağlanır.</p>
<p style="text-align:justify;">3.Üniversiteye giriş bir iki seanslı sınava endekslenmemelidir. Okul başarısı ve yılsonu olgunlaşma sınavı şeklinde yapılacak genel bir sınav sonucuna göre üniversitelerin öğrenci alması sağlanmalıdır. Batıda olduğu gibi öğrencinin bilimsel proje ve sosyal başarıları belirli oranda sisteme ilave edilebilir.</p>
<p style="text-align:justify;">Sonuç olarak ülkemizin milli bir sorunu olan geleceğin sağlıklı yetişmiş ve her yönü ile donanımlı geleceği olan insan yetiştirme konusu halen sorunlu. Sorunun siyaset üstü yaklaşımla çözülememesi beraberinde bugün yaşanan pratik sonuçları doğurmuştur. Son 60 yılda siyaset bu kadar eğitim dokusu ile oynamasaydı sanırım bugün bu konular daha az konuşulurdu.</p>
<p style="text-align:justify;">Her şeyden önce de insanına güvenen ve güven toplumları oluşturabilmemiz gerekiyor. Bu görev ise sadece ÖSYM&#8217;yi değil, tüm yönetimi ve toplumu yakından ilgilendiriyor. Örneğin ÖSYM Başkanının ataması bile sonuçta böyle bir güvenin oluşup oluşmaması açısından önemli bulunuyor. Bugünkü görünüm büyük masraf ve emeklerle gerçekleştirilmiş bir sınavın büyük bir güvensizliğe dönüşmüş olmasıdır ki, elde sıfır değil eksi kalmıştır. Milyonlarca öğrenci ve ailelerin yaşadığı bu durum uzun sürede geçmeyecektir. Alınganlık göstermeden üniversitelerin konu ile ilgili uzmanlarından oluşan bir grup konuyu incelemeli ve gerekirse bu sınav yok sayılmalı ve geleceğe yönelik güven ve umut yaratılmalıdır.</p>
<p style="text-align:justify;">Umutsuzluğun ve güvensizliğin yaratacağı sonuç hepimize telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/72/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/72/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=72&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/universite/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Türk lirası&#8217;ndaki resimler</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/turk-lirasi/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/turk-lirasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:31:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dusunce]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/turk-lirasindaki-resimler/</guid>
		<description><![CDATA[Nurullah AYDIN 11 Mart 2011-ANKARA Türk lirasına baktınız mı? Paralardaki resimleri kim neden nasıl, neye göre seçmiş, bilen var mı yok. Banknotların üzerine portreler basılmış. Dolaşımda en çok kullanılan Beş Türk Lirası. Bunun üzerinde Ordinaryüs Profesör Aydın Sayılı var. Seçkin bir bilim adamımıydı? Kesin olmayan ama söylenen Atatürk tarafından yurtdışına gönderildiği, Harvard&#8217;da bilim tarihi doktorası [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=70&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>Nurullah AYDIN</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#333333;"><strong>11 Mart 2011-ANKARA</strong></span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Türk lirasına baktınız mı? Paralardaki resimleri kim neden nasıl, neye göre seçmiş, bilen var mı yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Banknotların üzerine <strong>portreler</strong> basılmış.</p>
<p style="text-align:justify;">Dolaşımda en çok kullanılan <strong>Beş Türk Lirası</strong>. Bunun üzerinde Ordinaryüs Profesör <strong>Aydın Sayılı </strong>var. Seçkin bir bilim adamımıydı? Kesin olmayan ama söylenen Atatürk tarafından yurtdışına gönderildiği, Harvard&#8217;da bilim tarihi doktorası yaptığıdır. Bu ülkeye, bilime katkısı ne sorusuna cevap veren yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Filolojik bilgi birikimi son derecede yüksek olmakla birlikte bazı meşhur monografileri dışında büyük bir ilim tarihi sentezi yoktur. Banknotların üstüne portresi basılacak kadar dünya tarihçiliğine mal olmuş bir isim değildir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>On Türk Lirası</strong> üzerinde ise matematikçi Ordinaryüs Profesör <strong>Cahit Arf</strong> var.</p>
<p style="text-align:justify;">Matematikteki bazı katkıları ile bilinir. Ancak tarihimizde dahi lineer cebir üzerinde o zaman bile isim yapan <strong>Vidinli Tevfik Paşa</strong> ve gene Fransızca da okunan Erzurum müdafii <strong>Gazi Ahmet Muhtar</strong> Paşa vardır. Tarihimizde Öklit, Riemann, Lobaçevski veya Gauss olmadığına göre; bu alanlarda bazı isimlerle ortaya çıkmanın fazla bir anlamı yoktur. Matematik alanından isimlerle ortaya çıkmanın anlamı var mıydı? Bana göre yoktu.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Yirmi Türk Lirası</strong> üzerinde <strong>Mimar Kemalettin Bey</strong> var. 19 uncu ve 20 nci yüzyıl kavşağı mimaride <strong>neoklasik</strong> denen devirdir. Bütün ülkelerin mimarları içinde klasik Yunan ı, ortaçağ Gotik ini, Bizans ve Morik (kuzey Afrika) geleneğini, Rusya da olduğu gibi Novgorod-Moskova mimarisini taklit eden büyük mimarlar vardır. Mimar Kemalettin Bey in yeri var mıdır? Yoktur. <strong>Oysa;</strong> toplumun eserleriyle ebediyen iftihar edeceği bütün dünyada tanınan <strong>Mimar Sinan</strong> yok sayılmış. Böyle bir garabet olur mu?.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Elli Türk Lirası</strong> üzerinde <strong>Fatma Aliye</strong> Hanım var. Ahmet Cevdet Paşanın kızıdır. Bu banknota büyük tarihçi ve büyük hukukçu <strong>Ahmet Cevdet Paşa </strong>nın resmini konulsaydı anlaşılır yanı olabilirdi. Araştırmalarda Türk kadını temsil edebilecek saygınlığı yok. Şüphesiz Türk kadınının tarihinde öbür öncülerin arasında yeri vardır ama en önde değildir.</p>
<p style="text-align:justify;">Beynelmilel bir entelektüel kişiliğe sahip, Hindistan kurtuluş mücadelesinde bile adı geçen <strong>Halide Edip </strong>niye ihmal edildi acaba!</p>
<p style="text-align:justify;">Niçin ilk pilot <strong>Sabiha Gökçen</strong>, ilk akademik ressamlarımızdan <strong>Mihri Müşfik</strong> hanım düşünülmedi?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Fatih Sultan Mehmet</strong> gibi büyük bir fatih, çağ açıp kapayan, mareşal ve bir Rönesans entelektüeli ve senyörü banknotlarda yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk Mimarı denilince akla ilk gelen<strong> Mimar Sinan</strong> da yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Dünya haritacılığın simgesi olarak kabul edilen<strong> Piri Reis&#8217;</strong>in portresi yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Seyahatnamesi ile devrin yaşamını, şehirleri, insan profilini yansıtan<strong> Katip Çelebi</strong> de yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Muhteşem <strong>Kanuni Sultan Süleyman</strong> da paralarda yok. Oysa onun kocaman heykelini Macarlar Zigetvar sahrasına diktiler. Kudüs te surboyu caddesi onun adını taşıyor. Türkiye’de ise ne heykeli var ne paralarda portresi..</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Hangi zihniyet;</strong> böyle bir tercihi neden niçin ne amaçla yaptı?</p>
<p style="text-align:justify;">Türk Milleti nin böyle seçimleri kabul etmesi mümkün değildir..</p>
<p style="text-align:justify;">Beynelmilel şöhretleri henüz olmasa da herkesimden insanların üstünde birleştikleri iki değer, bestekar <strong>Itri</strong> ve <strong>Yunus Emre </strong>dir. Bu ikisinin konulması isabetli olmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Paralara basılan portreler;</strong> sadece o milletin değil, dünya tarafından tanınan ve o halkın milli/ulusal kimliğini ören anıtsal şahsiyetler olmalıdır..</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Günün Sözü:</strong> Tarihi değerlerine yabancı kişilerin yönetimi o milletin kültür ve medeniyetini yıkan bir talihsizliktir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/70/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=70&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/turk-lirasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>The Diplomacy of EU towards Western Balkans: Is it Stuck?</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/diplomacy/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/diplomacy/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2011 22:24:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararasi iliskiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/06/the-diplomacy-of-eu-towards-western-balkans-is-it-stuck/</guid>
		<description><![CDATA[Furkan Çako / Gazi University March 2011 The dilemma, on the other hand, is not simple: it is neither for EU nor for the WB states. Because, for the first part –meaning the EU- it is a matter of attest that it may achieve in solving of some issues. However, for the second part –meaning the [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=67&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><strong>Furkan Çako / </strong><strong>Gazi University</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>March 2011</strong></p>
<p style="text-align:justify;">The dilemma, on the other hand, is not simple: it is neither for EU nor for the WB states.</p>
<p style="text-align:justify;">Because, for the first part –meaning the EU- it is a matter of attest that it may achieve in solving of some issues. However, for the second part –meaning the states from the Western Balkans- it is matter of endure/existence. A crucial matter, which in Balkans, for most of the states and nations has a vital importance!</p>
<p style="text-align:justify;">Thus, considering all those developments which has taken part, and the ones which are recently ongoing in the Balkans, it constitutes me a reason which is driving me to tackle and to write for many times in a year about the phenomenon of increasing weariness among the people from the WB states regarding the EU`s diplomacy in that region.</p>
<p style="text-align:justify;">“How can EU help in finding a compromise regarding the name issue between Greece and Macedonia”; ”What is going on with and within Bosnia and what is EU`s role there” or ”When will EU start the negotiations with Turkey” and ”What kind of new challenges there may occur in Serbia, Croatia or Kosovo in their EU approximations” are only some of the examples which we are gossiping out among our daily discussions with my fellow countryman/woman from Macedonia and with my friends from other (Western) Balkan states.</p>
<p style="text-align:justify;">A gossips, which in fact, are proves that something it not going on well on the ground!</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>What is dilemma about?</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Unresolved name issue between Greece and the Republic of Macedonia; Croatian full membership to the EU and som uncertainities on this regard; Reforms and the future status of High Representative in Bosnia and Herzegovina; Recognition of the Republic of Kosovo from all the EU members and its consequences; Current political and most probably future economical crisis in Albania, or Serbia`s future steps in becoming the EU member are, only, some of the issues which they constitue crucial problem for the EU`s diplomacy: the problems, by which, EU has to overcome its dilemmatic aproach and have more transparent and constructive approach in solving of those issues.</p>
<p style="text-align:justify;">In addition, the dilemma, of course, is not only regarding the EU`s regional policy. However, many would agree that, it is actually about EU`s role at the global scale.</p>
<p style="text-align:justify;">Therefore, in some extend, it is not whether the EU wants to sustain peace and stability in the Balkans, but it is more about whether EU, with its diplomacy, wants to be and act as a global actor at a global scale or not!</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>EU`s diplomacy in Western Balkans: is it stuck?</strong></p>
<p style="text-align:justify;">According to most of the scholars and career diplomats, the Diplomacy, generally, is considered that is an art which, among other characteristics, is needed to be consisted of Credibility, Sustainability, the Knowledge and the Effectiveness of an arrangement and/or solution of issues with in a perfect manner at the perfect time and place.</p>
<p style="text-align:justify;">However, the lack of credibility and sustainability combined with the lack of knowledge and the reaction to certain issues at very time and perfect place, in many cases, results with an ineffective diplomatic step(s) towards solving the most of the crucial issues in the Balkans, which are obviously, affecting the European Union as well.</p>
<p style="text-align:justify;">Thus, the failure in achieving those tasks, are dragging European Union to a dead-end. And they result with a stuck in EU`s diplomacy towards WB region.</p>
<p style="text-align:justify;">Therefore, one of the most frequently heard comments on EU`s working mechanism is that the EU has not yet achieved the consensus to act along in major regional and global crisis in order to overcome problems and settle the peace and sustain the stability as a single acting body. By which, it is not only putting its diplomacy into stuck, but it is also a reason for not having, in many cases, the legitimacy and credibility of its diplomacy.</p>
<p style="text-align:justify;">In this context, we have witnessed that, something strange has been going on in the course of events that have been unfolding more than a decade in EU`s foreign and security policy, be it regional or at a global scale, and its position in crisis regions, mainly in the Balkans, and Caucasus or Middle East as well.</p>
<p style="text-align:justify;">Although, over the past decade, the EU has been trying to formulate a systematic and cohesive methodological approach to world affairs, we have witnessed that on the ground there has not been achieved yet a real political and diplomatically results.</p>
<p style="text-align:justify;">Considering the fact that, EU is a very special case and that the constituents of its diplomacy is consisted not only by one actor, but by 27 –only by now- one should always agree on the fact that the diplomacy of the EU, as a subject itself, has a various dimensions and interests, be it historical, political, economical or socio-cultural.</p>
<p style="text-align:justify;">But, we must not forget that, the history of European diplomacy is not consisted only of dilemmas and failures. There are, of course, achieved some very crucial tasks and solved some important problems.<br />
However, I still stand by my pessimistic view of the possibility that by these dilemmatic steps, which we are facing nowadays, the diplomacy of European Union might put and end to the political and diplomatic deadlocks in the Balkans and that it may help for promotion of more prosperous and peaceful Balkans in Europe.</p>
<p style="text-align:justify;">As I am coming from the Balkans/Macedonia, a region which has been a kind of laboratory for almost all of the European Union`s foreign policy and NATO`s military actions, my prediction that there could hardly be a significant change in the disposition of European Unions diplomacy is more realistic approach than a sentimental one.</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.eaq.sk/komentar/diplomacy-eu-towards-western-balkans-it-stuck">http://www.eaq.sk/komentar/diplomacy-eu-towards-western-balkans-it-stuck</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/67/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=67&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/09/05/diplomacy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kahve Dostlarından Gelenler (VIII)</title>
		<link>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/kahve-dostlarindan-gelenler-viii/</link>
		<comments>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/kahve-dostlarindan-gelenler-viii/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2011 19:36:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düşünce Kahvesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dusunce]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[siir]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/kahve-dostlarindan-gelenler-viii/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Barikâ-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar&#8221; (Gerçeğin ışığı fikirlerin çatışmasından doğar) -Namık Kemal SUBAT 2011 Dogu ve Bati Demokratik Ozerklik ve Kurtlerin Gelecegi Dizimdeki sıyrığı en büyük acı sansaydım Tortu Referandumun Anlattiklari Topraksiz Toplumlarin Cogulcu Yonetim Duzeni Photograph of a Nineteen Year Old Forum Dergisi 1954-1960 Sen, benim, ne çok kalbimi kırdın Cumhuriyet Cocukken Edinilen Tatlar Philosophy and Science Niçin EVET? Kuzey Kutbu Cocugu Minik Kahve Dostlarından Gelenler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=57&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em> &#8220;Barikâ-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar&#8221; (Gerçeğin ışığı fikirlerin çatışmasından doğar) -Namık Kemal</em></p>
<p><strong>SUBAT 2011</strong></p>
<ul>
<li><strong><a title="Dogu ve Bati" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/dogu-ve-bati/">Dogu ve Bati</a></strong></li>
<li><strong><a title="Demokratik Ozerklik ve Kurtlerin Gelecegi" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/demokratik-ozerklik-ve-kurtlerin-gelecegi/">Demokratik Ozerklik ve Kurtlerin Gelecegi</a></strong></li>
<li><strong><a title="Dizimdeki sıyrığı en büyük acı sansaydım" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/dizimdeki-siyrigi-en-buyuk-aci-sansaydim/">Dizimdeki sıyrığı en büyük acı sansaydım</a></strong></li>
<li><strong><a title="Tortu" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/tortu/">Tortu</a></strong></li>
<li><strong><a title="Referandumun Anlattiklari" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/referandumun-anlattiklari/">Referandumun Anlattiklari</a></strong></li>
<li><strong><a title="Topraksiz Toplumlarin Cogulcu Yonetim Duzeni" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/topraksiz-toplumlarin-cogulcu-yonetim-duzeni/">Topraksiz Toplumlarin Cogulcu Yonetim Duzeni</a></strong></li>
<li><strong><a title="Photograph of a Nineteen Year Old" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/photograph-of-a-nineteen-year-old/">Photograph of a Nineteen Year Old</a></strong></li>
<li><strong><a title="Forum Dergisi 1954-1960" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/forum-dergisi-1954-1960/">Forum Dergisi 1954-1960</a></strong></li>
<li><strong><a title="Sen, benim, ne çok kalbimi kırdın Cumhuriyet" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/sen-benim-ne-cok-kalbimi-kirdin-cumhuriyet/">Sen, benim, ne çok kalbimi kırdın Cumhuriyet</a></strong></li>
<li><strong><a title="Cocukken Edinilen Tatlar" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/cocukken-edinilen-tatlar/">Cocukken Edinilen Tatlar</a></strong></li>
<li><strong><a title="Philosophy and Science" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/philosophy-and-science/">Philosophy and Science</a></strong></li>
<li><strong><a title="Niçin EVET?" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/nicin-evet/">Niçin EVET?</a></strong></li>
<li><strong><a title="Kuzey Kutbu Cocugu Minik" href="http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/kuzey-kutbu-cocugu-minik/">Kuzey Kutbu Cocugu Minik</a></strong></li>
</ul>
<p><a title="Kahve Dostlarından Gelenler (VII)" href="http://www.dusuncekahvesi.net/2010/04/kahve-dostlarndan-gelenler-vii.html">Kahve Dostlarından Gelenler (VII)</a></p>
<p><a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2009/09/kahve-dostlarndan-gelenler-vi.html">Kahve Dostlarından Gelenler VI</a><br />
<a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2009/03/kahve-dostlarndan-gelenler-v_02.html">Kahve Dostlarından Gelenler V</a></p>
<p><a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2009/03/kahve-dostlarndan-gelenler-v_02.html"></a><a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2008/09/kahve-dostlarndan-gelenler-iv.html">Kahve Dostlarından Gelenler IV</a></p>
<p><a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2008/09/kahve-dostlarndan-gelenler-iv.html"></a><a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2008/03/kahve-dostlarndan-gelenler-iii.html">Kahve Dostlarından Gelenler III</a></p>
<p><a href="http://www.dusuncekahvesi.net/2008/03/kahve-dostlarndan-gelenler-iii.html"></a><a href="http://dusuncekahvesi2.blogspot.com/2007/09/kahve-dostlarndan-gelenler-ii.html">Kahve Dostlarından Gelenler II</a></p>
<p><a href="http://dusuncekahvesi2.blogspot.com/2007/09/kahve-dostlarndan-gelenler-ii.html"></a><a href="http://dusuncekahvesi2.blogspot.com/2007/03/kahve-dostlarndan-gelenler-i.html">Kahve Dostlarından Gelenler I</a></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Siz de düşüncelerinizi kahvemize gönderebilirsiniz.(dusuncekahesi@gmail.com)</p>
<p>Farklı eğilimdeki düşüncelere açık olan kahvemizde yer alan yazıların sorumluluğu sahiplerine aittir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dkyazilari.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dkyazilari.wordpress.com/57/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dkyazilari.wordpress.com&amp;blog=20087131&amp;post=57&amp;subd=dkyazilari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dkyazilari.wordpress.com/2011/02/15/kahve-dostlarindan-gelenler-viii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/af688d50737a1d2897c007e5689718ec?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">reflectioncafe</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
