Hasan Bulent Paksoy
Mayis 2011
Basari, olay ve sonuclarina bakan bir kisinin giydigi gozluge gore degisir. Ornegin: bir hirsiz, bir eve girip kendine gore degerli varliklari alip, yakalanmadan goturdugunde, hirsiz basarilidir. Ev sahibi ise basarisiz; cunku oz varligini koruyamamistir. Bir ulus’un varligini alip goturen baska bir ulus da basarilidir; varligini kaptiran ulus da basarisiz. Bu varlik, daha yakindan bakildiginda, pazarda satilabilecek turden de olmayabilir. O durumda, varligini kaptiran ulus daha da buyuk capta basarisizdir. Sonucunda, dunya uzerinde yasayip-yasamayacagi da soz konusu olabilir.
Bir ulus’un pazarda satilamayacak varligi da, ileride buyuk oranda gelir getirebilir baska bir varliga cavrilebilir. Ornegin, bir ulus’un savlari destanlari ve deyisleri de, o ulusun varligini koruyabilir; o ulus’un dunya uzerinden kalkmasini onleyebilir. Rus imparatorlugu Igor destani ile bu tur bir varligin nasil kullanilabilecegini gostermistir. Daha once de, Beowulf, Chanson de Roland gibi destanlarin, Avrupali toplumlar uzerinde yarattigi kimlikler gozden cikarilmamalidir . Ikinci Dunya Savasi sirasinda da, Turk Destanlarini yayinlayarak, Sovyetler kendi amaclari ve Sovyetler adina carpismak icin, Orta Asyali Turklerden de asker toplamak yoluna gitmislerdir.[1]
Basari, elde edildigi an’da goz’e gorunmeyebilir, el ile tutulmayabilir. Buyuk bir cogunlukla ilerde yeserecek tohum dikmek gibi bir caba’dir. Gunumuzde yesermekte olan dusunce tohumlarinin ikibin besyuz yil ya da daha once dikilmis olabilecegini unutmamak gerekir. Dolayisi ile, istesek de-istemesek de, basari, bu gun kaleciyi gecip, top’u kale’ye sokup sayi yapmak degildir.
En buyuk basarilar, Dusunce Isverenlerince elde edilir. Cunku, buyuk toplumlari ileriye donuk islere calistirabilen dusuncelere uretirler. Hem de, toplum ne icin calistigini bile bilmeden ve anlayamadan. Dusunce Isverenlerinin basarilari ileride yer alacaktir. Dusunce Isverenleri belki de basarilarini yasamlarinda goremeyeceklerdir.[2]
Roma Imparatorlugunun son surecinde, Roma’yi yoneten Senato iki’ye bolunmus idi. Optimates ve Populares olarak bilinen bu siyasi partiler, kendilerine oy toplamak ve karsi tarafi bastirmak icin parali asker toplayip ozel ‘ordular’ yarattilar. Bu sonucu da bir basari olarak gorduler. Bu yol’dan bu kaba guc ile oy toplayip yeniden secildiler. Ancak, kisa surede, duzeni bozduklari icin, imparatorlugun yikilmasina neden oldular. Bu neden ile, icinde yasayacaklari bir ortam kalmadigindan, basarisiz kaldilar.[3]
Bir anne’nin ya da baba’nin cocuklarina ogrettikleri de, cocugun ilerideki basarisini gormek icindir. Bu ogretiler ile cocuk ya ulus’una yararli olacaktir, ya da zarar. Bu cocuklarin basarilarinin toplami, tug’un ve ulusun basarisi olacaktir.
Basari, yalniz bir kisinin bir ayda-yilda kazandigi para ile olculemez. Gorevini tam anlami ile yapmis olmanin getirdigi bir ic acikligi vardir. Bu tad’i her kisi almaz. Alabilmek icin, gorevi yapmayi bilmek gerekir. Yalniz emir almak ile degil. Bu tad’I alabilmek, bir ezgi soyleyicinin bir gecelik ya da bir aylik basarisindan cok degisiktir.
“Dahili ve harici bedhahlarin olacaktir” deyisi geregince, bir Dusunce Isvereni’ne karsi gelecekler her surecte olmustur. Dusuncelerin acikca denetlenmesi gerekir. Bu denetleme, karsi gorusler ileri surerek gerceklesebilecegi gibi, acik tartismayi toplum onunde dondurmak yolu ile de yapmak isteyenler vardir, var olacaktir. Bu karsi gelenler’in, iki nedeni vardir:
1. Kiskanclik. “Neden ben bunu dusunmedim” durtusu. Ya da, “bu gorus, benim gorusumu alt etti” korkusu.
2. Karsi gelen, parali olarak, kendine verilen gorevleri yerine getirmektedir.
Bu karsi geliciler, ozel kisilikler olabilecegi gibi, kurumsal kimlikler de olabilirler. Bu kurumsal kimlikler, bir tug’un dunya uzerindeki varligini surdurmek icin calisiyor olabilecekleri gibi, bir ulus’u ortadan kaldirmak icin de calisiyor olabilirler. Bu durumda, bir kimlikler savasinin var olmasi kacinilmaz. Kimlik savasinin basarili olarak kazanilmasi da, toplum’un istegine baglidir.[4]
“Uckuruna sahip ol,” bir Turk deyimidir. Bir baska atasozu de gerisini getirir: “Altin, ates ile denenir; Kadin, altin ile; erkek ise, kadin ile.” Tarih boyunca, bu deyislerin dogrulugu pek cok alanda ortaya konulmustur. Dolayisi ile, basari, uckuruna sahib olanindir.
Sovyetler, kendilerini is basina getirdikleri gun’den baslayarak, her surecte, kendilerinin basarili oldugunu ileri surduler. Bu ongordukleri ‘basarilari’ 1991 de son’a erdi. Unutulmamasi gerekir ki, Rus’lar bu ‘kendini yenileme’ islerini daha once, 1926 da, 1800 lerde, 1700 lerde de el’e almislar idi. Ancak, bu’kendilerini yenilemek’ islerini, bu tur isleri dusunmeye basladiklarindan bu yana, duzenli ve yapici olarak surduremedikleri gorulur. Yaklasimlari, belgelere bakildiginda, ilerici olmak yerine, karsi gelicidir ve tepkicidir.
Nazi Almanyasi, basari olarak, Bin Yillik tug bagladiklarini her gun soylulyorlar idi. Bu ileri surduklerini de baslattiklari savas ile de pekistirmek istediler. Bu arada, ‘kalitim’ yolu ile dunyaya sarisin-mavi gozlu bebekler de getirdiler. Babalari Schutz-Staffel uyesi, annelerinin ise sarisin ve mavi gozlu oldugunun disinda birsey bilinmeyen onbinlerce Lebensborn[5] bebek, dogduklari an’da yalnizca Nazi Almanyasinin mali oldular. Nazi’ler, bu yoldan ‘basari’ larini surdurmeyi dusunduler. Bu cercevede Polonya’dan calinan sarisin mavi gozlu ikiyuz bin bebek, bu gun oz gecmislerini aramakta.[6]
1790-1920 yillari arasinda, yerli “kizilderilileri” Beyaz Amerikalilastirmak icin, ozel Yerli yatili Okullari acildi ve Kizilderili cocuklarin anne ve babalarindan izin alinmadan (cocuklar cogunlukla kacirilarak) egitimleri ozel olarak duzenlendi.[7] Bu yol ile, ‘Kizilderililerin’ hukumet’e karsi baskaldirmalari onlendi. Ruslarin bu surecte, Tatarlardan baslayarak Orta Asya’ya acilmalarinin, ‘Orta Asyalilar icin okullar acmalarinin’ Amerikan uygulamalarindan odunc alinip-alinmadigi ilgi cekici bir sorudur.[8] Kaldi ki, Ruslarin Orta Asya’ya 1860dan baslayarak ordulari ile girmeleri de Amerika’nin Kizilderililerin yasam alanlarina girmelerinden ogrenerek uyguladiklari bile ileri surulmustur.[9]
Ispanya Kralicesi Isabella’nin Yahudileri Ispanya’dan cikarmasi[10] da, Ispanya’nin Islami Halifelige son vermesi sonucu, Ispanyol kimligini gelistirmek ve oturtmak icin idi. Genel olarak bakildiginda, Katolik Hristiyanligin basarisi olarak gorulur. Daha yakindan bakildiginda da, Bask toplumunun bu ‘birlesme’ ye sicak bakmadigi acikca anlasilir.[11] Bu da, Ispanya icinde yesermekte olan silahli bir Bask Bagimsizlik cagirisina yol acmistir. Aynen, Ingiliz Birlesik Kralligi icindeki Iskoc, Irlandali ve Galli’ler gibi.[12]
Bir Gokbilimci ile Kutluk Bilimcisi arasinda, amaclari acisindan, buyuk ayricalik yoktur. Her iksi de ilerisi icin calismaktadir. Ancak, Gokbilimciler kusaklar boyu yenilikleri “bulmayi” ogrenmeyi surdureceklerdir. Kutluk Bilimciler ise gorulebilecek-izlenebilecek butun yonetim yontemlerini bir dizin olarak gorebilirler. Ancak, uygulama uzerine durmalari gerekir.
Dolayisi ile, basari ve basarisizlik olcumleri degisik olmak gerekir. Gokbilimci uzay’I ogrenmeyi surdurur iken, Kutluk Bilimcinin gorevi, gecmis yonetim deneylerinin unutulmamasi ve Toplumlarin onurlu olarak ileriye donuk yasamalarina isik tutmaktir.
Bu iki gorev’in celiskileri gozden kacmaz. Gokbilimci yeni gezegenler, karadekiler, karanlik parcaciklarini bulmak icin ugrasir iken, ara-sira aradigini bulabilir. Kutluk Bilimci ise, yeni bir yonetim yontemini kuramsal olarak bile olsa, bulamayacaktir. Yapmasi gereken, yonetimcilerin eski yanlislari yinemelerini onlemektir. Bu, her gun yapilmasi gerekli bir denetimdir.
Saplantili kisiler, her surecte var olmustur. Saplantilar, inanc kokenli oldugu gibi, yalnizca cikar kokenli de olabilir. Ancak, toplum’a verebilecekleri ve verdikleri zarar acisindan, ikisi arasinda bir ayricalik yoktur.
Inanc saplantisi, bir kitap ya da kisinin ardindan, esnemeden ve katilik ile gitmektir. O kisi ya da kitaba tapinmaktir. Eger inanc saplantili kisi bir tug’un ya da kurum’un basinda ise, Toplum’a kendi goruslerini yaptirmak icin baski da yapabilir. Bu da buyuk sorumluluga yol acar.
Cikar kokenli saplantilar ise, denetlemeler yolu ile daha kolay onlenebilir. Her iki saplanti da, Toplum’un egitim duzeninin yukseltilmesi ile onlenebilir. Onlenmelidir.
Toplum’un egitilmesi iki basamaklidir. Birinci basamak, okul egitimidir. Bu egitimde ne gibi yontemler, konular, bilimler ogretilecegi, Kutluk Bilimcilerin yardimi ile belirlenir ise, Toplum’un ileride basina gelebilecekleri onlemek guc olmayabilir. Bu egitim cizelgesinin bir butun olabilmesi icin, Toplum’un isteklerinin ve gereklerinin de gozden kacirilmamasi gerekir. Dolayisi ile, Toplum da Kutluk Bilimcileri denetlemelidir.
Toplum egitiminin ikinci basamagi da, surekli toplu egitimdir. Bu, her turlu kotuluklere karsi bir asilama yontemi olarak da gorulebilir.[13]
Carpi dizinini-cizelgesini bellege yerlestirmek bir egitim basamagidir. Ileride ogrenilecek daha karmasik islemlerin yuruyebilmesi icin kacinilmazdir. Bunun gibi, egitimi veren Tug’un ilkeleri de, egitimin ilk basamagidir. Eger, Tug, tek kisice yonetiliyor ise, o kisi’ye sorgusuz bagliligi ogretmek de egitim duzeninin gorevidir. Bu ornek, Tug’un ne gibi yonetimlere bagli olduguna gore cogaltilabilir. Tek bir kitabin icerigine de bagli olabilir, Cogulculuga da. Ancak, bu egitim’in de tek basina basarili olabilecegi anlamina gelmez.
Yakin surecte Sovyetlerin durumu bir ornek olarak gosterilebilir. Her ne kadar Sovyetler egitim duzeninde Tanrisizlik ve Allahsizlik ogretildi ise de, Toplum inanclarini, gizli olarak surdurebildi. Bu durumu goren Batililar ise “Inanc Ozgurlugu” uzerinde durdu, Sovyetler ile olan iliskilerinin bir diregi yapti.
Burada da belirtmek gerekir ki, Sovyet duzeninin ‘yikilmasi’ sonrasi, Rus Birligi icinde yer alan Toplumlar gene Sovyet surecini andiron bir yonetim icindedir. Bu sonuclar icinde, basari ve basarisizlik aranabildigi gibi, bulunabilir de.
Dogu ile Bati arasinda, uygulama acisindan buyuk degisiklikler vardir.[14] Dogu’daki Tuglar, belki de Batidakilerden daha uzun suredir Toplum olarak yasadiklari icin, kisisel ozgurlukler acisindan daha ‘hosgorulu’ olabilirler. En onemli gordukleri gereklerinin (yiyecek, giyecek, barinacak) eksiksiz karsilanmasidir. Bagimsiz yasamak, ancak bu gerekler karsilanmadiginda ya da engellendiginde basgosterebilen bir istektir. “Kendini Bulmak” ise, hicbirgun kovaanmasi birakilmayan bir dus’tur. Cunku, Dogu’da parasalcilik en onemli dusuncesel varliktir. Bu veriler ve Toplumsal istekler, egitim yolu ile ekilip yesermemistir. Ve bu verilere karsi cikan yonetimler de ayakta kalamamistir. Ancak, toplumsal cikarlari, Tug’un yeryuzundeki yeri ve konumu ile bagdastirabilen yonetim ya da yoneticiler basari kazanir. Toplumun destegini alamayanin durumunun ne oldugu her gun goz onundedir.
Bu, belirli yerde bir kimlik sorunudur. Basari ve Basarisizlik, Kimligin nasil yonetildigine baglidir. Kimlikleri sulandirmak yolu ile degistirme ugraslari, cok eskiden bu yana bilinir. Bu kimlik degistirme ugraslarinin basarisi ya da basarisizligi, Toplumu yonetenlerin Kutluk Bilimi uzerindeki bilgilerine baglidir[15].
Cok uluslu toplumlarin uzun sure yasayamadigi, Kutluk Bilim bilenlerce kolaylikla gosterilebilir. Her ulus, kendi ozerkligini ister. Bu ‘uzun sure’ nin kac yil olacagi da, Toplum’un bilgi duzeyinin yuksekligine baglidir. Bilinmesi gerekir ki, bu bilgi duzeyi sonsuz’a kadar alcak duzeyde tutulamaz. Her toplum’un icende bulunan ‘cilgin’ lar, eninde-sonunda bilgi’yi ortaya doker.
Ilerisi icin dusunulmesi gerekli konular bu noktada el’e alinmalidir. “Yeni El’e Gecirilmis” Toplumlar, once yiyecekleri ellerinden alinarak, El’e gecirenin isteklerini yapmaya yoneltilirler. Yapmayanlar, ac birakilarak oldurulurler. Bu cozum yolu, uzun surecte elverisli degildir. Cunku, Yonetici, bu tur tutsaklar almadan, kimleri yonetecektir?
http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-1
http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk15.html
Turkcesi: ETNIK VE TOPLUMSAL KIMLIKLER NASIL OLUSUR? Osman Karatay, Tr. (Çorum: KaraM, 2005) ISBN:975-6467-09-6
Posted on 05 Eylül 2011
0