Topraksiz Toplumlarin Cogulcu Yonetim Duzeni

Posted on 15 Şubat 2011

0


Hasan Bülent Paksoy  

1960 sonrasi Ankara’da, bir Bakan’a “Toprak Reform’u” uzerine soru yonetenlere, Bakanin verdigi yanit unutulamaz. Tesbihini havaya atip, “Ni demah Torpah Refommu; oyla(r) aha cebimde” diyerek bagirmis idi. Konu, Osmanli’dan kalma toprak agalarinin elindeki koylerin, topragi isleyen koyluye dagitilmasi idi. Bu yonden, secim bolgelerinin de yeniden duzenlenmesi soz konusu da oldugundan, Sayin Bakan’dan, bu konuda ne dusundugu sorulmus idi.

Toprak dagitimi ve paylasimi gerceklestiginde, o topragi aga icin islemekte olan koylunun de bagimsizligini kazanmasi demek olacak olan bu paylasim, Rusya’nin Toprak Tutsaklarina (serf) bagimsizlik vermesi (1861) ya da ABDnin Ic Savas sirasinda zencilerin kisisel tutsakliklarinin kaldirmasina (1863) esit tutulabilir mi idi? Dogal olarak, oz topragina kavusacak koylunun oy verme istemleri degiseceginden, yeni yapilacak secimle de isbasina getirilmis Cogulcu Yonetime Katilim Birimlerinin gorev yerlerinin ve surelerinin degismesi de soz konusu olacak idi. Sayin Bakan’in verdigi yanit ise kisa bir aciklama gerektirmekteydi. Yeterince toprak agasi oylari saglamis, toprak reformu tasarisi ile TBMM onune surulmus olan butun degisimlerin onune gecilecegini acikca hem yandaslarina, hem de topluma duyuruyordu.

Bu noktada sorulmasi gerekli bir soru daha var idi: Sayin Bakan butun cogulcu yonetim duzenli dunyanin bilmedigini mi biliyordu, yoksa o gun icin isine gelen bir cozumu mu iceriyordu? Sayin Bakan’a bu soruyu o gun yonetemedim. Bilmemesi dusunulemez idi; yuksek ogrenimini, dunyaca taninan bir egitim kurulusunda bitirmis idi. Cogulcu Yonetim’e Katilim Birimleri kapsaminda: Sivil Toplum Kuruluslarinin, Ticaret ve Sanayi Odalarinin, Meslek ve Kucuk Isveren Kuruluslarinin, Isci-Isveren-Tug Gorevlisi Dayanisma Kurumlarinin da yer aldigini cok iyi biliyordu.

Bugunlerde ABD de ileri surulen bir yeni secim duzeni var. Bu oneri’yi ozetlemeden once, ABD de yururlukte olan duzene bir bakis, yeni oneriyi anlamaya yardimci olmasi bakimindan temel olusturacaktir: ABD Kenges’I (Kongre) iki basmaklidir. Alt basamagini, Kurultay (Temsilciler Meclisi) olusturur. 450 uyesi vardir. Ust basamagi Aksakallardir (Senato), her il’den (eyalet) iki aksakal’in secimi ile 100 kisidir. ABD Anayasasi geregi, her on yilda bir yapilan toplum sayimi ile, Kurultay secim bolgelerinin sinirlari yeniden cizilir. 220 yil’a yakin sure once yazilan ABD Anayasa’si, bu tur toplum artisini ongormustur.

Secim ile gorev basina getirilmis olan Cogulcu Yonetime Katilim Birimi, secmenlerden destek gordugu bolgelerden ek Kenges Uyesi cikarabilmek icin, secim bolgelerinin kiyisini-kosesini kirpik-kirpik cizmeye calisir. ABD cogulcu yasaminin gecmisinde bu islem’e “Jerry-mandering” adi verilir. (Jerry, bu isi ilk olarak yapan bir Iltutmus’un ad’i idi). Dogal olarak, secim ile yonetimi ele almaya calisan karsit Cogulcu Yonetime Katilim Birimi, bu duruma karsi cikar. Bu, toplum’un gozu onunde oynanan bir oyundur. Genellikle, isbasinda olan CYKB, bu oyunu kagit uzerinde kazanirsa da, cogunlukla, oylarin sayilmasi bittiginde oyunu kaybettigini gorur. Bu oyunun en yeni bolumu ABD icinde son iki yil icinde oynanmis, ve kagit uzerinde kazanan CYKB, temelden gercek secimi kaybetmistir.

Kolaylikla gorulebilecegi gibi, secim bolgeleri toprak ve toplum yogunlugu uzerine oturtulmus bulunuyor. Bu toprak uzerindeki istekler, gorusler, gereklerin tum’u Kenges Uyesi Toplum Sozcusune iletilir, cozum bulmasi istenir.

Yeni ileri surulen, Kurultay’a Uye secilecek olan Oranli Toplum Sozcusu duzeninde, bu toprak varligi denklemden cikarilmakta. Gene 450 Toplum Sozcusu olacak. Ama, toplumun secmenlerinin sayisi 450 ye bolunecek. Ortaya cikan sayi, bir Toplum Sozcusunun kac secmeni olabilecegini belirleyecek. Baska bir deyis ile, Toplum Sozculerinin, toprak uzerinde cizilmis sinirlar icindeki secmenlerinin istekleri yerine, secmenlerin o gun ele alinmis gundem’i uzerindeki sorunlarla ilgilenmeleri gerekecek. Cunku, her Toplum Sozcusu esit sayida secmen’ce secilecek. Bu secmenlerin nerede oturduklari, toprak uzerindeki konumlari Toplum Sozcusunu secmekte bir engel olusturmayacak.

Bu tasari, gunumuzde yayinlanmis bir kitap iceriginden ileri gitmiyor; genel toplumca bilinmiyor. Daha toplum icinde tartisilmis degil. Ancak, yukarida verilen ozet’e bakar bakmaz, bir dizi soru, kisinin dusuncelerini kalabaliklastiriyor. Ornegin: Timur Bey 1405 yilinda yeni bir savas’a gider iken, Turkistan’in Dogusunda, Otrar’da, ogullari ve torunlarini goremeden ilerlemis yas’ta Tanri katina varmis idi. Timur Bey, bagladigi Tug’unu, toprak uzerindeki sinirlar ile belirlemis idi. Semerkant, cok sevdigi Baskent’i idi. Ogullari ve torunlari ise, Timur Bey’in geriye biraktigi bu dunyaligi aralarinda us’lu duzende paylasamadilar. Toprak uzerinde anlasmalara varamadilar. Birbirleri ile vurusmaya girdiler, her biri kendine yandas cekmeye, kardes ve amcalarindan on’e cikmaya calisti. Sonucunda, Timur Bey’in kurdugu birlik, bu ayrismaya dayanamadi, bir kusak icinde eriyip gitti.

Z.V. Togan’in arastirmalarina gore, Turkistan’da adi gecen tug baglamis toplumlarin, basamak-basamak yukselen alt birlikleri ve her basamagin bir ad’I bulunuyordu. Kucukten buyuge dogru:
ara < tire < soy < aris < oymak < uruk

Bu basamaklara gore, uruklarin bir araya gelmesi ile buyuk tug baglaniyor, butun evren bu birligi tanimaya basliyordu. Bu birlik adini ya kurucusundan aliyor ya da birligi olusturanlarin icinde cogunlukta olan boylarin anisina adlandiriliyordu. Adi gecen birlik, gerektiginde bozkirin bir ucundan digerine de goc edebiliyor, yeni topraklara yerlesebiliyordu. Baslarina atadiklari Hakan ise, genellikle yetenekleri ve birlik icin gosterdigi yararliliklar dolayisi ile bu orun kertesine yukseltilmis bir kisi idi. Uruklarin biraraya gelmesi sirasinda da, uruklarin aksakallari ve bascilari toplumlarinin sozculugunu yaparak, varilmak istenen sonucu tartisiyor, toplumlarina aktariyorlardi. Bu ayrintilari da B. Ogel’in arastirmalarindan ogreniyoruz.

Dolayisi ile, (nedeni ne olursa olsun) yeni bir birlik kurulmaya yuz tuttugunda, Turkistandaki toplumlar once gundemlerindeki veriler geregince toplum sozculerine yetki veriyor, alinan birlik and’i ile yola koyuluyorlardi. Bu da, anladigimiz kadari ile, baslangictan bu yana surup giden bir uygulamadir. Ve, anilmasi da gerekir ki, genellikle bu tug baglamalar, bagimsizlik vuruslari sonucu yer almakta idiler.

Gunumuzde, ABD icinde uc katli yonetim duzeni bulunuyor. En yuksekte olani, Kenges duzeyindeki, ABD yi olusturan yonetim ayrintilari. Bu Yonetimin ozeti yukarida. Bir alt basamagi, il (eyalet) yonetimi. Buyuk boyutlari ile, bu il yonetimi, Kenges yonetimini yansitir. Arada iki ayricalik vardir:

1. Toplum Sozculeri ve Aksakallarin sayilari, Illere gore, toplumun kalinligina gore degisir

2. Cikardiklari yasalar, yerel konularda Kenges basamagindan daha ‘duyarlidir.’
Sonuclar, hava durumu ve il’in ABD icindeki konumu ile de etkilenebilir.

En alt basamakta da, Ilce ve Kent yonetimi gelir. Ilce ve kentler, il yonetimince denetlenirler, Il yasalari cercevesinde islevlerini surdururler. Ilcelerin yuzolcumu buyuktur. Bir ilce icinde birkac kent bulunabilir. Her kent’in, ornegin, hastahane ve universite yaptiracak kadar gelirli olmayabilir. Dolayisi ile, Ilce Yonetimi, vergi toplayarak, sinirlari icindeki yol, kopru vb gibi altyapiya ek olarak, saglik ve egitim gorevli kuruluslar da yaptirir ve destekler. Kent yonetimi ise genellikle belediye baskani ile sehir meclisi uyelerince gerceklestirilir.

ABD butun Elli Il’in bir arada olusturdugu bir Kenges Yonetimidir. Bu Elli Il’in her biri ‘bagimsiz’ tug baglamis toplumdur. Cogunlugu, Avrupadaki tug baglamis toplumlardan buyuktur. Ama, ‘gonullu’ olarak bir araya gelmis, birtakim yetkilerini kenges yonetimine, geri almamacasina, aktarmislardir: Ozetle, Savunma, Disisleri, Alisveris, Uzay Arastirma, Saglik Isleri, Is Guvenligi gibi yasamin en onemli noktalarini iceren butun yonetim isleri, Kenges duzeyinde islem gorur. Vergiler de Illerden toplanir, Kenges Vergi Kurumuna gonderilir. Bu kurumlar, adi gecen elli il’in herbirinde ya da bir bolumunde bulunabilir.

Her il’in oz yasalarini savunmak icin savci ve mahkemeleri vardir. Ama, hicbir il, Kenges yasalarina aykiri yasa yapamaz. Ilce ve Kentlerin, Il yasalarina karsi yasa ya da uygulama yapamayacagi gibi. Ek olarak, Kenges Yonetimi de, Anayasa’ya aykiri islevlre giremez, yasa cikaramaz.

Bu durumda, sozu edilen ‘her bir Il’in bagimsiz tug baglamis bir toplum olamasi’ durumu, ancak torenlerde bir gosteri niteliginden ileri gidememektedir. Cunku, Illerden toplanan vergiler, Kenges Yonetimince illere dagitilmakta, Kenges yasalari il yasalarini denetlemekte, Kenges boyunca duzenlemelerin her biri Kenges yonetimince yasal ve uygulama durumuna getirilmektedir.

Bu durumda, Toplum sozculerinin belirli sinirli toprakta oturan secmenlerce secilmesi yerine, gundem ile ilgili secmenlerce secilmeleri, alti yuz yil once Turkistandaki Timur Bey tugunun dagilmasi gibi bir durum yaratabilir mi?

Amerika Birlesik Devletleri de, Turkistanda yazili Kutluk Bilgisinin baslangicindan bu yana tug baglayan toplumlarin basindan gectigi gibi, ugraslar ve vuruslar sonucu kurulmustur. Bu ugraslarin ozetini, gene ABDli yurtseverlerin sozlerinden dinleyelim:

“Bagimsizlik agaci, ara-sira yurtseverlerin ve yagilarinin kanlari ile sulanmali ve yenilenmelidir.”

["The
tree of liberty must be refreshed from time to time with the blood of patriots
and tyrants." –  Thomas
Jefferson (1743-1826) ABD nin ucuncu Baskani (1801-1809)]

“Zorbaligin, cehennem gibi, kolayca ustesinden gelinmez. Ancak, bizi avundurmasi gerekli olan, ugras ne denli guc olursa, ustesinden gelmenin de o denli gorkemli olacagini bilmektir. Ucuz’a elde ettigimiz’in degerinin de az oldugunu biliriz; yuksek gider, verilen degerin tek olcusudur. Gokler, varlik uzerine konulacak degeri bilir. Eger BAGIMSIZLIK ulu varlik olarak belirlenmez ise, cok sasirtici olur.”
["Tyranny, like hell, is not easily
conquered; yet we have this consolation with us, that the harder the conflict,
the more glorious the triumph. What we obtain too cheap, we esteem too lightly:
it is dearness only that gives every thing its value. Heaven knows how to put a
proper price upon its goods; and it would be strange indeed if so celestial an
article as FREEDOM should not be highly rated. " Tom Paine, "The
Crisis (No. 1)"
1776]

(14 Eylul 2010)

Posted in: siyaset, toplum